top of page

Biyofilik Tasarım Nasıl Yapılır?

Giriş

Dünya nüfusundaki süratli artış ve iklim değişikliği kaynaklı göçler nedeniyle, kentler ve yapılı mekanlar büyümektedir. İnsanlar zamanının %100’üne yakınını yapılı mekanlarda geçirmektedir. Bunun sonucu yapılı mekanların insan üzerinde oluşturduğu baskı giderek artmakta insan sağlığı kalıcı olarak bozulmaktadır. Mevcut yapılaşmış çevrenin oluşturduğu durum insan doğasına uygun değildir. Bu nedenden dolayı “biyofili” terimi hem mimaride hem de şehircilikte giderek daha fazla oranda önem kazanmaktadır.

Biyofilik tasarım doğayı hayatımıza geri getirmeyi hedeflemektedir.

Ülkemizde mimarlar ve şehir plancıları “Biyofilik Tasarım” konusunda bilgi ve doküman eksikliği yaşamaktadır. Bu yazıda konu ile ilgili olarak ilgililere özet bilgiler sunuyoruz. Bu bilgiler ışığında kendilerini bu alanda geliştirebileceklerini düşünüyoruz.

New York'da yer alan eski metro hattının yeşil alan dönüştürülmesi önemli bir biyofilik tasarım örneği olarak gösterilmektedir.

Biyofilik tasarım iklime duyarlı mekan tasarımı olarak da adlandırılır. Doğal malzemeler, doğal havalandırma, doğal aydınlatma, doğadan ilham alan şekil ve formları modern yapılı çevreye dahil etmeyi içeren yapı tasarım ilkelerine verilen isimdir. Biyofilik tasarım, sayılan bu unsurların sağlıklı olma özellikleri ile bireysel ve toplumsal yaşam kalitesini artırdığı görüşüne dayanır.

Yeşil duvarlar biyofilik tasarımın en çok bilinen örneklerindendir.

Biyofilik tasarım, insan sağlığını geliştirmek için doğal sistemleri ve süreçleri yapılı çevre tasarımına dahil etmenin kritik olduğunu savunan bir yaklaşımdır. Pek çok akademik araştırma ve çalışma, doğayı taklit eden ortamların genel sağlık ve refah üzerindeki geliştirici ve olumlu etkilerini kanıtlamıştır.

Doğayı çağrıştıran tasarım elemanları mekanlarda biyofilik dizayn örnekleri arasında sayılmaktadır.

Biyofilik Kavramı veya Terimi Nereden Türemiştir?

Biyofili terimi aslen “biophilia” kavramından gelir. Biophilia (Biyofili) kelimesi, Latinceden gelen Bio (Hayat) ile Philia (Düşkünlük, Sevgi) kelimelerinin birleşmesinden oluşmaktadır. İnsanların doğa ve diğer canlılarla içgüdüsel olarak bağlantı kurma, bir arada olma eğilimini ifade eder. Biophilia, “yaşam sevgisi veya yaşayan sistemlerin sevgisi” anlamına gelir ve doğal çevreyle olan içsel bağımızdır. Hepimizin, doğal dünya ile yüz binlerce yıllık geçmişe dayanan genetik bir bağlantısı olduğunu belirtir.

Şehircilikte biyofilik tasarım binaların adeta birer doğal eleman olmasını sağlamaktadır.

"Biyofili" terimi ilk kez bir sosyolog olan Erich Formm tarafından 1964 yılında kullanmıştır. Biyolog Edward Wilson, 1984 tarihli "Biophilia" kitabı ile insan ve diğer türlerin bağını detaylandırarak bu yeni kavramın gelişimine öncülük etmiştir. Edward Wilson, kitabında biyofiliyi “İnsanın diğer canlı organizmalara karşı doğuştan gelen duygusal yakınlığı” olarak tanımlamıştır. Wilson'un ortaya attığı biyofili hipotezine göre insanlar doğayla iç içe olduğunda daha sağlıklı bir yaşamları olacaktır. Edward O. Wilson hipotezini oluştururken şaşırtıcı olarak herhangi bir bilimsel araştırmadan destek almamıştır. Ancak bilim insanları yaptıkları araştırmalar sonrası bu kuramı desteklemiş ve hipotezin sağlığa yararlı olduğunu bilimsel kanıtlarla ispat etmiştir.


Biyofilik Tasarım Kavramı

Güncel kentsel yaşamdaki yapılı çevre tasarımının, doğal sistemlerin bozulmasına böylece insanın doğa ile olan bağının kopmasına yol açtığı; bu yaşam biçiminin doğal kaynakların aşırı tüketimine, biyoçeşitliliğin azalmasına ve atmosferik bozulmalara neden olarak insan sağlığını olumsuz etkilediği düşüncesinden hareketle; mimarlıkta yeni tasarım stratejilerine gereksinim duyulması ile biyoofilik tasarım kavramı ortaya çıkmıştır.

Biyofilik tasarım ofislerde verimliliği ve devamlılığı arttırmaktadır.

Dönüşen kentsel yaşamda insan ve doğanın yararlı temasını teşvik eden tasarım stratejilerine duyulan gereksinim sonucu, “biyofilik tasarım” adı verilen çeşitli tasarım kriterleri tanımlanmıştır.

Ahşap yapı elemanları biyofilik tasarımda kullanılan unsurlar arasında yer almaktadır.

Biyofilik tasarım kavramı sosyal ekoloji profesörü Stephen Kellert’ın 1980'lerde ortaya attığı bir terimdir. Stephen Kellert, biyofilik tasarımı “İnşa edilmiş çevrenin tasarımı için biyofili fikrinin değerlendirilmesi” olarak tanımlamıştır. Burada temel fikir, yapılı çevrenin projelendirilmesi aşamasında insan doğasına iyi gelecek unsurların tasarıma katılmasıdır. Aslında bu alan ekolojik ve sürdürülebilir tasarımın bir koludur.


Biyolog Edward O. Wilson’un “insanların doğal sistemlere ve süreçlere duydukları içgüdüsel eğilim” şeklinde özetlenen biyofili hipotezinden etkilenmiştir. Stephen R. Kellert, insanda doğuştan gelen biyofili eğiliminin faydalarını işlevsel hale getirmek için kişisel deneyim ve sosyokültürel destek gerektiğini belirtmiş ve biyofilik değerleri hem genetik hem kültürel yapıya sahip olan biyo-kültürel bir olgu olarak sınıflandırmıştır. Bu sınıflamadan tasarım kriterleri doğmuştur diyebiliriz.


Biyofilik tasarım yaklaşımı, inşa edilmiş yapılı çevrede, insan-doğa etkileşiminin ve doğanın yararlı etkilerinin sürdürülmesinin yollarını araştırmaya başlamıştır. Stephen Kellert’ın mimari tasarım için hazırladığı biyofilik tasarım ilkeleri, iç mimari tasarım bakış açısıyla yeniden değerlendirilmiştir ve bir rehber hazırlanmıştır.

Judith H. Heerwagen ve Bert Gregory 2001 yılında “Biophilic Design” kitabını yayımlamış, biyofiliyi tanımlarken doğaya olan erişim arzusunu kültürel bir tercihten ziyade “temel bir insani ihtiyaç” olarak tanımlamıştır.


Biyofilik tasarım ilkeleri ilkel koşullarda yaşamayı değil, karmaşık ve doğa ile bağlantılı olan mekânları oluşturmayı teşvik eden ilkelerdir. Bu tasarım yaklaşımı, doğal olarak sürdürülebilir tasarıma dayanan; çevreye doğrudan, dolaylı veya sembolik yollarla doğal atıfta bulunan bir takım organik tasarım stratejilerinin gereğine işaret etmektedir. Kellert, bu tasarım modelini “onarıcı çevre tasarımı” olarak nitelendirmiş ve bu ilkeler doğrultusunda gerçekleşen tasarımların, gerek doğal çevre üzerindeki olumsuz etkileri, gerekse modern kentsel yapılı çevre ile insan yaşamı arasındaki mesafeyi en aza indirgeyerek faydalı temasın arttırılabileceği ifade etmiştir.

Sığınma duygusunu oluşturan mekanlar biyofilik tasarım unsurlarındandır.

İngiliz coğrafyacı ve doğa bilimci Jay Appleton 1975 yılında yayımlananThe Experience of Landscape adlı kitabında ortaya attığı iki temel teori konuya açıklık getirmektedir. Bu teoriler “olası sığınak” ve “habitat teorisi”dir. ABD'li mimar ve mimarlık tarihçisi olan Grant Hildebrand ise 1999 yılına yayımlanan Origins of Architectural Pleasure adlı kitabındaki görüşleri ile Erich Fromm ve Edward Wilson’ın biyofili düşüncesini tasarım içeriğinde genişletmiştir. Hildebrand, insanın doğaya olan yatkınlığını açıklayan altı davranış özelliği belirlemiştir:

1. beklenti

2. sığınak

3. düzen

4. karmaşa

5. cazibe

6. tehlike


Biyofilik Tasarım Neyi Amaçlar?

Teknoloji ve endüstri ile donanmış kentsel yaşam alanlarımızda doğayla olan bu temel bağlantı genellikle tamamıyla kaybolmaktadır. Biyofilik tasarım, doğal ortamlarda yaşamak, çalışmak ve öğrenmek adına bu yakınlığı tekrar kurabilmeyi amaçlayan tasarım kriterlerini içerir. Bu yaklaşımı benimseyen tasarımcılar, şehre, iç mekana veya mimari tasarıma bilinçli olarak doğayı dahil ederek yeniden bağlantı kurabilmeyi amaçlar. Kısacası, bu kavram yapılı çevrenin arasına doğanın ulaşabildiği yöntemleri uuygulamanın bir yoludur.


Hayatlarımız giderek daha da kentleştikçe yapılı çevrede doğal ışık, yeşil alanlar ve organik malzemelerle olan bağımız azalmıştır. Doğadan yoksun bir çevrenin insan sağlığı, verimlilik ve refah üzerinde olumsuz etkileri olduğu kadar ekolojiyi de yadsıyan, onu hapseden veya yok eden bir anlayışa dönüştüğü söylenebilir.


Bu durum özellikle kurumsal ofis sektöründe, eğitim ve hastane yapıları gibi kamusal mekanlarda önemlidir. Doğadan kopuk bir çevre zayıf performansa sebep olarak verimliliği düşürür.

“Düşünsenize her yapı, dünyadaki ekolojiden arındırılmış bir mekan olarak ortaya çıkıyor. Aslında düzenli olarak dünyayı yaşamdan kopartıyoruz. Üstelik buna alışkınız ve bunu doğru buluyoruz.” Murat DOĞRU

Biyofilik tasarıma kapitalizmin bakışı ise yine pragmatiktir. Sermayeye göre, doğadan kopan insan iş kaybı ve yüksek maliyetli hastalıklara sahip olabilir. Bu da ekonomik gelişme için iyi değildir. Sonuçta sermaye, teknolojik gelişmeler ile tasarım konusundaki yeni yaklaşımlar olumlu değişimlere yol açabileceğini düşünmektedir. Bunun yetersiz olduğu durumda biyofilişk tasarımı desteklemektedir. Ancak başka bir gelişme de yaşanmıştır.


Sürdürülebilirlik kriterlerini işletmelerinde uygulamanın şirket kalite algısı ve borsa değerine katkı yaptığını düşünen sermaye de biyofilik tasarıma binalarında yönelmiştir.


Biyofilik Tasarımın Genel Anlamda Yararları Nelerdir?

Biyofilik tasarımın, faydalı etkileri kanıtlanmış bazı neticeleri vardır. Bunlardan bazılarını aşağıda sizlere sunuyoruz.


1. Fiziksel ve zihinsel sağlığımıza yardımcı olur

Yapılı bir çevrede önemli ölçüde zaman harcayan insanların fiziksel ve zihinsel sağlıklarının, doğal özelliklerle duyusal temastan, azaltılmış stres ve artan üretkenlik yoluyla olumlu etkilendiği düşünülmektedir.

Biyofilik tasarım özellikleri terapötik bir rol oynar - sakinleştirici, canlandırıcı ve stres/endişe azaltıcı olabilirler. Yüz milyonlarca insan artık şehirlerde veya büyük kasabalarda yaşadığından, biyofilik tasarım, ister işçiler, ister alışveriş yapanlar, isterse sakinler veya ziyaretçiler olsun, nüfusun büyük bir bölümünün fiziksel ve zihinsel sağlığını iyileştirmeye yardımcı olmada rol oynayabilir.

16 ülkede 7.600 ofis çalışanını inceleyen 2015 İnsan Alanları raporu, çalışanların %58'inin çalışma alanlarında canlı bitki bulunmadığını ortaya koymuştur. Çevrelerinde doğal unsurlar bulunanlar, ofisleri bu unsurları içermeyen çalışanlara göre %15 daha yüksek refah puanı ve %6 daha yüksek üretkenlik puanına sahiptir. Diğer araştırmalar, ortalama bir yaşam alanında beş orta boy bitkinin hava kalitesini yaklaşık %75 ve ruh sağlığını %60 oranında artırabildiğini göstermiştir.

Su kullanımı özellikleri, artan stres seviyelerine karşı sakinleştirici bir etki sağlarken, doğal ışık ve havalandırma, bir binanın fiziksel sağlığını ve "hissini" iyileştirebilir. Projelerde, bol doğal ışık ve havalandırma da sağlayabilen geniş camlarla çevredeki ortamın görünümü en üst düzeye çıkarılmalıdır.

İnsanlar doğaları gereği rahatlık, masalarından uzaklaşıp yeşil alanın, doğal unsurların ve temiz havanın tadını çıkarmak isterler. Biyofilik tasarım, ister peyzajlı bir dış mekanda dolaşmak, ister lobideki bir fıskiyenin yanında oturmak veya sadece birkaç dakikalığına manzaranın keyfini çıkarmak olsun, insanların bunu uzağa gitmek zorunda kalmadan yapmalarına olanak tanır.

Örneğin ofis çalışanlarının daha üretken olmasına yardımcı olmak, çocukları okullarda öğrenmeye teşvik etmek ve hastanedeki hastaların iyileşmesine yardımcı olmak gibi bazı iyicil sonuçlar elde edilebilir.

Akıllı çalışma alanları ile çalışanların iyileştirilmiş sağlıkları ve performansları arasında doğrudan bir ilişki vardır. İş yerinde doğayı birleştirmek için yapılan basit değişiklikler bile çalışanların çalışmaya başladığı zaman nasıl hissedeceği ve çalışırken ne kadar mutlu, yaratıcı ve üretken oldukları üzerinde büyük etkiye sahiptir. Yapılan araştırmalara göre ofisteki verimlilik %8 oranında artırılabilmektedir. Çalışanların iyi hissetme oranının %13 artması ise yaratıcılığın ve işe gitme oranının artmasına olanak tanımaktadır.

Eğitim yapıları içinse çok daha çarpıcı sonuçlar elde edilebilmektedir. %20-25 gibi dramatik bir oranda artan öğrenme durumu kesinlikle iyi bir sonuçtur. Öğrencilerin test sonuçlarındaki iyileşme, konsantrasyon seviyelerindeki ve derse devamlılıktaki artış, dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu gibi durumlarda görülen çarpıcı iyileşme, biyofilik tasarımın olumlu etkilerinden sadece birkaçıdır. Ben de dikkat eksikliği olan bir gencin babasıyım ve dikkat eksikliğinin giderlerinin benim hayatıma nasıl yansıdığını çok iyi biliyorum.

Sağlık yapılarında da benzer şekilde etkili sonuçlar elde edilebilmektedir. Biyofilik tasarım yaklaşımı, hastalar üzerinde sakinleştirici ve iyileştirici etkiler sağlar. Yapılan araştırmaya göre ameliyat sonrası gerçekleştirilen hasta bakım ihtiyaçları %8.5 oranında, ağrı kesici ilaçların tüketimi ise %22 oranında azalmıştır.

2. Duyularımızı keskinleştirmeye yardımcı olur

İnsanlar olarak, dünyayı duyularımız aracılığıyla yaşıyoruz. Herhangi bir mekana girdiğimizde ilk algıladığımız duyularımızdır. Etrafımıza bakarız, gözlemleriz, çevremize dokunuruz ve maddi farklılıkları hissederiz, bazı sesler duyarız, çevreyi koklarız ve hepsini aynı anda yaparız. Tüm bu unsurların bir mekanda, doğal olarak uyarıcı bir şekilde - biyofilik elementler (doğadan gelen elementler) kullanılarak - varlığı, mekanda duyularımızı daha fazla kullanmamıza ve geliştirmemize yardımcı olur. Bu durum duyularımızın daha iyi çalışmasını sağlar.

3. Zihin restorasyonumuzu ve üretkenliğimizi geliştirir

Zihinlerimiz, güvenli ve rahatlatıcı bulduğumuz ve görsel karmaşıklığı düşük olan şeyleri aramak için görüntüleri taramak üzere tasarlanmıştır. Bu nedenle, açık pencereli bir oda, birkaç bitki ve bazı ince ahşap unsur, doğal ışığın olmadığı kaotik, darmadağın bir alandan daha iyidir. Basitçe söylemek gerekirse, beynimiz doğal dünyanın unsurlarını sessizce gözlemleyebildiği zaman en iyi durumdadır.

Doğanın doğrudan veya dolaylı unsurlarını yapılı çevreye dahil etmenin, stresi, kan basıncı seviyelerini ve kalp atış hızlarını azaltırken, üretkenliği, yaratıcılığı ve kendi kendine bildirilen refah oranlarını arttırdığı araştırmalarla kanıtlanmıştır. Bu, insanların çalıştığı ortamların buna elverişli olmasını sağlamak için bina sahipleri ve işletmecileri için başka bir teşvik nedenidir. Exeter Üniversitesinin 10 yıllık bir araştırması, “yalın” işyerlerinin sadece birkaç ev bitkisi ile doldurulduğunda çalışanların %15 daha üretken olduğu sonucuna varmıştır.

Ayrıca okullarda biyofilik tasarım, bilişsel yorgunluk, stres ve ADHD'nin etkilerini azaltırken öğrencilerde ve personelde odaklanma ve konsantrasyon sağlar. Bu durum, okul performansını, öğrenci, eğitmen ve personel devamlılığını arttırmayı iyileştirebilir.

4. Devamlılık oranlarını artırır

Biyofilik tasarım, çalışanların daha hazır, yaratıcı ve işlerine daha bağlı olmalarına yardımcı olur. Bu da devamsızlığı, işten ayrılmayı ve beraberindeki finansal sonuçları azaltır. Araştırmalar, doğaya kapalı işçilerin biyofilik alanlarda çalışanlardan daha fazla hastalık izni aldığını doğrulamaktadır. Aslında, çalışanların devamsızlıklarının rahatlıkla %10 kadarı biyofilik olmayan ofislere atfedilebilir. Biyofilik tasarım bu sayıyı azaltabilir, personel maliyetlerini azaltabilir, çalışanların devamlılığını artırabilir ve daha iyi bir çalışma ortamı yaratabilir. Bu durum kapital sahiplerinin lehinedir.

Ek olarak, daha doğal ışık ve yeşillik gibi doğadan ilham alan tasarım öğelerine sahip ofislere sahip işletmelerde, iş yerinde daha mutlu ve üretken ve belki de daha sağlıklı çalışanlara sahip olmak mümkündür. Elbette tüm bu sayılan tasarım kriterlerinin uluslararası normları ve standart aralıkları vardır.

5. İşletmenin alt satırına ekler

Yukarıda da belirtildiği gibi, artan üretkenlik ve çalışanların elde tutulması, bir tasarımda biyofilik öğelerin kullanılmasından kaynaklanabilecek iki önemli ticari faydadır. Ayrıca personelin rahatlamasına ve odaklanmasına yardımcı olduğu için yaratıcılığa da yardımcı olur.

Gürültü, açık plan ofislerde genellikle bir sorundur. Ancak stratejik olarak yerleştirilmiş bitkiler, yaprakları, gövdeleri ve dalları sesi önemli oranda emer, saptırır ve kırar. Bu tasarım bir ofisi sessizleştirmeye yardımcı olur ve akustik olarak daha optimal bir çalışma alanı yaratır. Üstelik akustik panel maliyetini de azaltır.

Özellikle aydınlatma, havalandırma ve sıcaklık düzenlemesi açısından enerji gereksinimlerinin azaltılması da biyofilik bir tasarım yaklaşımının benimsenmesi için mükemmel mali teşviktir.

Biyofilik tasarım sayısı 200’ü bulan hasta bina sendromlarını önemli oranlarda azaltabileceğine dair kanıtlar vardır. Bu durum da yine üretkenliği artırmakta ve devamsızlıktan kaynaklanan kayıpları azaltmaktadır. Norveç'teki Yaşam Bilimleri Üniversitesi tarafından 2011 yılında yapılan bir araştırma, masanızdan sadece ofis bitkilerini görebilmenin hastalık izinlerini azaltabileceğini göstermiştir. Çalışma, iç mekan bitki kullanımının kısa vadeli çalışan devamsızlığını %10 oranında azaltabileceğini bulmuştur.

6. Doğadan ilham alan teknolojideki gelişmeleri teşvik eder

Elbette her şeyin doğalı iyidir. Ancak ister gökyüzündeki bulutlar ister şelale olsun, doğal deneyimi simüle etmek için LED teknolojisinin kullanılması, insanların kendilerini rahat hissetmelerine yardımcı olmaktadır. Sadece doğal özelliklerin görüntülerini soyut biçimde bile görmek, bir binanın kullanıcıları için zihinsel refah üzerinde harika bir etkiye sahip olabilir.

Yeni teknoloji, dikey yeşil duvarlarda büyük bir gelişmeye yol açmıştır. Daha iyi sulama ve toprak sistemleri, yaşayan duvarların eskiye oranla daha uzun ömürlü olmasına yol açtı.

Son zamanlarda kirliliği sokaktan ve binalardan uzaklaştırmak ve oksijene dönüştürmek için yosun dolgulu dış 'biyo-perdeler' geliştirerek biyofilik tasarım gündeminin ilerlemesinde Ar-Ge'nin nasıl önemli bir rol oynadığını gördük. Bir çok mimarın yeşil cepheleri olan eseri binaların ağaçlara benzer bir işlevi yerine getirebileceğini bizlere gösterdi. Bunun gibi gelişmeler, teknolojinin biyofilik tasarım alanına getirebileceği heyecan verici olanakları göstermektedir.

7. Doğayla daha güçlü bir bağ kurmamıza, dolayısıyla onu korumaya özen göstermemize yardımcı olur.

“Biyofilik Tasarım, yaşadığımız, öğrendiğimiz ve çalıştığımız alanlarda, doğayla yeniden bağlantı kurmamıza yardımcı olacak yenilikçi bir yoludur.” Murat DOĞRU

Doğaya daha derin ve temel bir şekilde ihtiyacımız olduğunu anlıyoruz. Ancak şehirlerimizi ve banliyölerimizi genellikle hem çevreyi bozacak hem de bizi doğaya yabancılaştıracak şekilde tasarladık. Yeşil mimarideki son eğilim, yapılı çevrenin enerji ve su verimliliği, sürdürülebilir yapı malzemeleri gibi başlıklarda, çevresel etkisini azalttı. Yeşil bina sektöründeki gelişmeler biyofilik tasarımı teşvik ederek bizi doğal dünyaya yeniden bağlama yolunda dünyanın eksik parçasını tamamlamaya çalışıyor.

8. Farklı bina tiplerinde, farklı faydalar sağlar

Biyofilik tasarım farklı bina tiplerinde farklı faydalar sağlar. Elbette her proje kendi içinde özeldir, ancak bu bölümde genel anlamda bina tipleri özelinde faydalar özetlenmiştir.


Ofis Binaları

Ofisler personel için daha üretken olabilir ve daha düşük stres seviyeleri yaratarak daha fazla mutluluk ve yaratıcılığı teşvik ederken, personelin elde tutulmasına ve devamsızlığın azaltılmasına yardımcı olabilir. Verimlilikte %8, refah oranlarında %13, yaratıcılıkta artış sağlanır. Devamsızlık ve işte bulunmama oranı azaltılabilir.


Konaklama Binaları

Oteller ve restoranlar, doğayla bağlantılı odalarda daha yüksek getiri oranları sağlarken, misafirleri ve çalışanları için günlük yaşamın stresini azaltabilir. Konuklar, Biyofilik unsurların manzarasına sahip odalar için %23 daha fazla ödemeye razıdır.


Eğitim Okul Binaları

Okullar, bilişsel yorgunluk, stres ve ADHD etkilerini azaltırken öğrencilerde ve personelde odaklanma ve konsantrasyonu artırabilir. Bu, okul performansını, personeli ve öğrenciyi elde tutmayı iyileştirebilir.

Araştırmalar, okullarda ADHD etkilerinin azaltıldığını, %20-25 artan öğrenme oranları, iyileştirilmiş test sonuçları, konsantrasyon seviyeleri ve katılımı kanıtlamıştır.


Sağlık Binaları

Ameliyat sonrası iyileşme süreleri %8,5 ve ağrı kesici ilaçları %22 oranında azalmaktadır.


Perakende Binaları

Müşteriler, binada bitki örtüsü ve çevre düzenlemesinin varlığı nedeni ile, mal ve hizmetler için %8-12 daha fazla ödemeye istekli olduklarını belirtmektedir. Biyofilik tasarımın perakende bina alanlarındaki ortalama kira oranlarını artırdığı tespit edilmiştir.


Konut Binaları

Ev alanları, doğaya erişimi olan alanlara atfedilen suçların %7-8 daha az olmasıyla daha sakinleştirici ve onarıcı hale gelmektedir. Emlak fiyatlarında %4-5'lik bir artış sağlanmaktadır.



Biyofilik Tasarım Boyutları

Stephen Kellert biyofilik tasarımın boyutlarını oluşturan bilim insanıdır. Kellert, disiplinler arası çalışmaların derlenmesiyle hazırlanan ve biyofili hipotezinin başucu kitabı olarak kabul edilen “Biophilic Design” (2008)adlı kitabında, biyofilik tasarımı "organik/doğal" ve "mekânsal/yerel" şeklinde iki temel boyut olarak incelemiş ve biyofilik tasarımın iki temel boyutunu altı biyofilik tasarım ögesi ile ilişkilendirmiştir.

1. Biyofilik tasarımın ilk temel boyutu yapılı çevrede doğanın doğrudan, dolaylı ve sembolik olarak kullanılmasıdır.

a. Doğrudan deneyim; gün ışığı, bitki örtüsü, hayvanlar ile doğrudan temas halinde olmayı ifade eder.

b. Dolaylı deneyim; saksı bitkilerinin ve su ögesinin kullanımını ifade eder.

c. Sembolik deneyim ise, taklit yoluyla doğadan süsleme, görsel ve seslerin analojiler şeklinde kullanımını içermektedir. LED ekran vb bu deneyim alanına girer.

2. Biyofilik tasarımın ikinci temel boyutu, mekânın bulunduğu coğrafyaya ve kültürel zemine olan bağlılığını tanımlayan yerel özelliklerini ifade etmektedir. İçinde o an yaşamadığınız bir coğrafyanın unsurları size doğal gelmez.

Stephen Kellert, biyofilik tasarımın yukarıda aktardığımız iki temel boyutunu altı biyofilik tasarım ögesi ile ilişkilendirmiştir.

  1. Çevresel Etkenler: Doğadaki temel ögelerin yapılı çevrede kullanılmasını içeren unsurlardır.

  2. Doğal Şekiller ve Formlar: Yapıların iç mekan ve cephe tasarımlarında kullanılan doğal temsiller ve benzetmeler içeren biçimsel unsurlardır.

  3. Doğal Modeller ve Süreçler: Doğal şekiller ve süreçlerin, temsilden öte yapılı çevreye dahil edilmesiyle ortaya çıkan unsurlardır.

  4. Işık ve Mekan: Işığın mekanda kullanımını ve mekansal ilişkileri vurgulayan unsurlardır.

  5. Mekana Dayalı İlişkiler: Yapının konumlandığı coğrafya ve ait olduğu kültürün, içerisinde bulunduğu doğal ortam ile ilişkisine dayana unsurlardır.

  6. Evrimsel İnsan-Doğa İlişkisi: İnsanın doğa ile arasındaki ilişkiyi evrimsel bakış açısıyla inceleyen, mekanın ruhunu yansıtan unsurlardır.

Biyofilik Tasarım Modeli

Heerwagen ve Gregory, Biophilic Design adlı kitapta sinirbilimci Nicholas Humphrey'in doğa temelli tasarıma dair fikirlerini temel alarak biyofilik tasarım yaklaşımının temelini oluşturacak yedi nitelik belirlemiştir.


Bu nitelikler şunlardır:

• duyusal zenginlik,

• hareket,

• tesadüf,

• bir temadaki çeşitlilik,

• esneklik,

• serbestlik duygusu,

• beklenti ve

• sığınak.


Tasarım uzmanlarının çoğunluğu, yaptıkları yapılı çevre tasarım araştırmalarında biyofilinin insana sunduğu faydaları, insan sağlığına, fizyolojisine ve psikolojisine yönelik parametrelerin tespitine çalışmıştır. Browning, Judith Heerwagen, Rachel ve Stephen Kaplan, Kellert ve Ulrich bu alanda çalışan bazı biline uzmanlardandır. Bu çalışmalar sonunda on dört parametreden oluşan biyofilik tasarım modeli oluşturmuştur. Browning'in tasarım rehberleri günümüzde en fazla kabul gören rehberlerdir.


14 Maddelik Biyofilik Tasarım Parametreleri - Unsurları

14 biyofilik tasarım unsurları veya başka bir deyişle parametreleri üç kategoride incelenir:

• Mekandaki doğa,

• Doğal analojiler ve

• Mekanın doğası

Biyofilik tasarım parametreleri bu üç kategori altında toplam 14 maddeden oluşur. LEED, WELL, SITES ve benzeri diğer yeşil, sağlıklı bina ve yapılı çevre sertifika sistemleri bu 14 maddeye atıf yaparak bunların sağlanması halinde yapılı çevre tasarımına puan verirler. Örneğin WELL sağlıklı bina sertifika sistemi 14 maddeden hangilerinin sağlandığına bakarak puan sayısını belirler. Aşağıda tasarım parametreleri sizler için özetlenmiştir.


Mekandaki Doğa

Mekanda doğanın doğrudan, fiziksel varlığına ilişkin parametreler "mekandaki doğa" kategorisinde incelenir. Yaygın örnekler olarak saksı bitkileri, akvaryum, avlu bahçeleri gösterilebilir. Mekandaki doğa, 7 biyofilik tasarım unsurunu içerir:

• Doğal manzaraya olan görsel bağlantı

• Doğal manzaraya görsel olamayan bağlantı

• Ritmik olmayan duyusal uyaranlar

• Isı ve hava akımı değişkenliği

• Mekanda su unsurunun kullanımı

• Dinamik ve difüze ışık kullanımı

• Doğal sistemlerle olan ilişki

Doğal Analojiler

Doğal anaolojiler kategorisindeki parametreler, mekanda doğanın cansız ve dolaylı çağrışımlarının varlığına ilişkin parametrelerdir. Örnek olarak organik şekilli mobilyalar, işlenmiş doğal malzemelerin kullanımı verilebilir. 3 biyofilik tasarım unsurunu içerir:

• Biyomorfik biçim ve örüntüler

• Doğal malzeme kullanımı

• Karmaşıklık ve düzen

Mekanın Doğası

İnsanoğlunun etrafındaki yerleşik doğal dünyanın tasarımına ve onunla nasıl bağlantı kurduğuna ilişkin parametreler, “mekanın doğası” kategorisi altında yer alır 4 biyofilik tasarım unsurunu içerir.

• Beklenti

• Sığınma

• Gizem

• Risk


Yukarıda saymış olduğumuz 14 tasarım unsurunun her birinin alt rehberleri bulunmaktadır. Bu alt rehberlerde tasarım kriterlerinin standart aralıkları, yüzdeleri veya boyutları belirlenmiştir. Dolayısıyla biyofilik tasarım rehberleri olan, standartları olan ve projelerde kontrol edildiğinde teknik veriler ışığında ölçülebilen unsurlara sahiptir. Yeşil bina uzmanları olarak bizler projelerimizde biyofilik tasarım başlığında bu teknik eşiklere uygun olarak danışmanlık ve kontrol hizmeti sunmaktayız.


Biyofilik Tasarım Öğelerinin Tipolojisi

Bu bölümde aşağıdaki tabloda sizler için biyofilik tasarımın tasarım ögelerinin bilimsel temelleri tipolojiler olarak özetlenmiştir.

Kaynaklar:

  • Nature by Design: The Practice of Biophilic Design. Yale University Press. 2018.

  • Muazzez Işıl Şenozan. "İnsan-mekan-doğa etkileşiminin sürdürülebilir bir öğretisi olarak biyofilik tasarım

  • "biophilia hypothesis." Encyclopædia Britannica. Encyclopædia Britannica Ultimate Reference Suite. Chicago: Encyclopædia Britannica, 2014.

  • “Biophilic Design: The Theory, Science and Practice of Bringing Buildings to Life”. Kellert S.R., Heerwagen J.H., Mador M.L. (Eng). Hoboken, NJ: John Wiley & Sons. 2008. ss. 3-13.

  • Zehra Aksoy. "İyileştiren Mimarlık ve Gevher Nesibe Darüşşifası: Biyofilik Bir Bakış". Journal of International Social Research.

  • "Harvard Design Magazine: Origins of Architectural Pleasure by Grant Hildebrand". www.harvarddesignmagazine.org.

  • Rengin Ege Çorakçı (2016). "İç mimarlıkta biyofilik tasarım ilkelerinin belirlenmesi/ Identification of biophilic design principles in interior design/ Tez No:444471". Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü doktora tezi.

  • Kutlu, Sevinç Kayıhan; Sedef Özçelik Güney; Faruk Can Ünal. "Mimari Tasarım Stüdyosu Eğitiminde Ana Tasarım Sorusu Olarak Biyofili/ Biophilia as the Main Design Question in Architectural Design Studio Teaching/".

  • "14 Patterns of Biophilic Design". www.terrapinbrightgreen.com.

  • Kellert, Stephen R., The Biophilia Hypothesis, 1993. ISBN 1-55963-147-3. Island Press.

  • Behnaz Akrami. "Sağlık çevrelerinde biyofilik tasarım kalıplarının farkındalığının ve uygulanmasının değerlendirilmesi: İran Pars Hastanesi örneği/ The evaluation of awareness and implementation of biophilic design patterns in healthcare environments: Case study the Pars Hospital in Iran/ Tez No:486595".

  • 14 Patterns Of Biophilic Design, Improving Health & Well-Being In The Built Environment, William Browning, Catherine Ryan, Joseph Clancy, 2014 by Terrapin Bright Green



537 görüntüleme0 yorum

Son Yazılar

Hepsini Gör

Comentarios


bottom of page