top of page

Plastiksiz Bir Gün Yaşayabilir miyiz? Plastik Kullanımını Azaltmak

Güncelleme tarihi: 18 Ağu

Plastiksiz Bir Gün Yaşayabilir miyiz? Günlük yaşamın farklı aşamalarında farkında olarak veya olmayarak temas ettiğimiz plastik ve sentetik esaslı ürünlerin çeşitliliği. Görsel, plastik kullanımının yalnızca ambalaj ve tek kullanımlık ürünlerle sınırlı olmadığını; ulaşım, çalışma, beslenme, kişisel bakım ve ev yaşamının hemen her alanına yayıldığını göstermektedir. Bu yaygınlık, gereksiz plastik tüketiminin azaltılması, yeniden kullanımın artırılması ve kullanım ömrünü tamamlayan plastiklerin kaynağında ayrılarak geri dönüşüme kazandırılmasının önemini ortaya koymaktadır.
Plastiksiz Bir Gün Yaşayabilir miyiz? Günlük yaşamın farklı aşamalarında farkında olarak veya olmayarak temas ettiğimiz plastik ve sentetik esaslı ürünlerin çeşitliliği. Görsel, plastik kullanımının yalnızca ambalaj ve tek kullanımlık ürünlerle sınırlı olmadığını; ulaşım, çalışma, beslenme, kişisel bakım ve ev yaşamının hemen her alanına yayıldığını göstermektedir. Bu yaygınlık, gereksiz plastik tüketiminin azaltılması, yeniden kullanımın artırılması ve kullanım ömrünü tamamlayan plastiklerin kaynağında ayrılarak geri dönüşüme kazandırılmasının önemini ortaya koymaktadır.

Plastiksiz Bir Gün Yaşayabilir miyiz? sorusu oldukça zor cevabı olan bir soru. Bu soruya cevabı vermeden önce aşağıdaki komik öyküyü okumanızı rica ediyoruz.


Sabah uyandığımız andan gece yeniden yatağımıza uzandığımız ana kadar kaç kez plastik bir ürüne dokunduğumuzu hiç düşündük mü?


Bu sorunun cevabını bulmak için aslında yalnızca sıradan bir insanın sıradan bir gününü izlemek yeterlidir.


Ahmet Beyin Plastikle Dolu Bir Günü

Ahmet Bey, sabah saat 07.00’de gözlerini açtı.

Telefonunun plastik kasasına dokundu.

Yatağındaki sentetik elyaf dolgulu yorganı kaldırdı.

Plastik tabanlı terliklerini giydi.

Banyoda plastik diş fırçasıyla dişlerini fırçaladı.

Diş macununun plastik tüpünü sıktı.

Plastik tarağını kullandı.

Şampuanın plastik şişesini eline aldı.

Duş jelinin plastik kapağını açtı.

Tek kullanımlık plastik tıraş bıçağıyla sakalını düzeltti.

Plastik çerçeveli gözlüğünü taktı.

Mutfakta plastik hazneli kahve makinesi düğmesine bastı.

Suyunu plastik damacanadan doldurdu.

Çayını plastik saplı kaşıkla karıştırdı.

Yoğurdunu plastik kapta satın aldığı ambalajdan çıkardı.

Smoothie’sini plastik kapaktan ve plastik pipetten içti.

Marketten aldığı ekmeğin plastik poşetini açtı.

Vitaminlerini plastik kutularından çıkardı.

Evden ayrılırken plastik saplı şemsiyesini aldı.

Arabasınd plastik direksiyonun kaplamasını tuttu.

Emniyet kemerinin polyester lifleri omzuna değdi.

Aracın plastik torpidosunu açtı.

Plastik su şişesinden yudum aldı.

Ofisinde manyetik plastik personel kartını okuttu.

Bilgisayarının plastik klavyesinde çalışmaya başladı.

Plastik fareyi kullandı.

Toplantı notlarını plastik kapaklı dosyalarda taşıdı.

Yazıcıdan çıkan belgeleri plastik klasörlere yerleştirdi.

Öğle arasında salatası plastik kapta geldi.

Çatalı plastikti.

İçeceği plastik şişedeydi.

Yemeğini taşıyan poşet plastiktendi.

Kahvesinin kapağı plastiktendi.

Karıştırıcısı plastiktendi.

Atıştırmalık kuruyemiş paketi plastikti.

Çikolata ambalajı plastiktendi.

Sakızını plastik kutusundan çıkardı.

Akşam markete uğradı.

Sebzeleri ince plastik torbalara koydu.

Sütü plastik şişede aldı.

Deterjanı plastik bidonda aldı.

Şampuanı plastik şişede aldı.

Peyniri plastik ambalajda aldı.

Yoğurdu plastik kovada aldı.

Kasada kredi kartını uzattı.

Kart da plastiktendi.

Eve döndü.

Çocuklarıyla plastik oyuncaklar arasında vakit geçirdi.

Yerdeki halı sentetik elyaflıydı.

Televizyonun plastik kumandasını eline aldı.

Kablosuz plastik kulaklığını taktı.

Telefonunu plastik kılıfından çıkardı.

Sonra mutfağa gidip son kez plastik şişesinden su içti.

Sentetik maddeden yapılmış yatağa uzandı.

Gözlerini kapattı sentetik elyaflı yastığa baş koydu.

O gün boyunca yüzlerce kez plastiğe dokunmuştu.

Farkında olmadan…

Yemişti.

İçmişti.

Solumuştu.

Taşımıştı.

Kullanmıştı.

Ve ertesi sabah yeniden kullanacaktı.

Çünkü plastik artık yalnızca hayatımızın içinde değildi.

Hayatımızın kendisi olmuştu.

Bugün bilim insanları mikroplastikleri içme sularında, denizlerde, toprakta, havada, balıklarda, insan kanında, akciğerlerde, plasentada ve hatta beyin dokularında buluyor.

Sorun yalnızca çevre kirliliği değildir.

Sorun, attığımız plastiklerin bir gün bize geri dönmesidir.

Bu plastiklerin ne kadarı sonunda Ahmet Bey’in bedenine geri döndü?


Ahmet Bey'in Başına Gelenler Her Gün Bizim Başımıza da Geliyor

Ahmet Bey sabah saat 07.00’de uyandı. İlk olarak plastik kasalı telefonuna dokundu. Sentetik elyaf içeren yorganını üzerinden kaldırdı ve plastik tabanlı terliklerini giyerek banyoya geçti. Plastik diş fırçasını kullandı, plastik tüpteki diş macununu sıktı, plastik şişedeki şampuanla duş aldı ve plastik parçalar içeren tıraş bıçağıyla tıraş oldu.


Ahmet Bey'in günlük yaşamı plastik ürünlerle çevrili. Sabah kişisel bakım, ofis çalışmaları ve akşam ailesiyle geçirdiği zaman, plastik kirliliğinin farkında bile olmadan nasıl hayatına nüfuz ettiğini gösteriyor. Bu görüntüler, plastik kullanımının ve atıklarının ne kadar yaygın olduğunu ve azaltılması gerektiğini hatırlatıyor.
Ahmet Bey'in günlük yaşamı plastik ürünlerle çevrili. Sabah kişisel bakım, ofis çalışmaları ve akşam ailesiyle geçirdiği zaman, plastik kirliliğinin farkında bile olmadan nasıl hayatına nüfuz ettiğini gösteriyor. Bu görüntüler, plastik kullanımının ve atıklarının ne kadar yaygın olduğunu ve azaltılması gerektiğini hatırlatıyor.

Henüz evinden çıkmadan plastikle defalarca temas etmişti.


Mutfakta kahve makinesinin plastik parçalarına dokundu. İçme suyunu plastik damacanadan aldı. Yoğurdunu plastik ambalajdan çıkardı. Ekmeğin plastik poşetini açtı. Vitaminlerini plastik kutularından aldı.


Arabasına bindiğinde plastik ve polimer esaslı malzemeler onu yeniden çevreledi: direksiyon kaplaması, gösterge paneli, emniyet kemerinin polyester lifleri, koltukların çeşitli bileşenleri, elektrik kablolarının izolasyonları ve araç içindeki sayısız parça…


Ofise ulaştığında durum değişmedi. Personel kartı, bilgisayar klavyesi, fare, kablolar, dosyalar, klasörler ve ofis ekipmanlarının önemli bölümü plastik veya polimer esaslı malzemeler içeriyordu.


Öğle yemeğinde salatası plastik kapta geldi. İçeceği plastik şişedeydi. Kahvesinin kapağı, yemeğini taşıyan poşet ve atıştırmalıklarının ambalajları yine plastikti.


Akşam market alışverişinde sebzeleri ince plastik torbalara koydu; deterjanı, sütü, şampuanı ve yoğurdu plastik ambalajlarda satın aldı. Ödemeyi ise plastik esaslı bir banka kartıyla yaptı.


Eve geldiğinde çocuklarının oyuncaklarından televizyon kumandasına, kulaklığından telefon kılıfına, halısındaki sentetik liflerden yatağındaki polimer esaslı malzemelere kadar plastik onu izlemeye devam etti.


Ahmet Bey o gün yüzlerce kez plastikle temas etmişti.


Çoğunun farkında bile değildi.


Plastiği kullanmış, taşımış, üzerinden yürümüş, onun içinde yiyecek saklamış, ondan su içmiş ve onunla çalışmıştı.


Ertesi sabah ise aynı döngü yeniden başlayacaktı.


Çünkü plastik artık yalnızca hayatımızın içinde bulunan bir malzeme değildir. Modern yaşamın altyapısını oluşturan temel malzemelerden biri haline gelmiştir.


Plastik Neden Bu Kadar Yaygın?


Plastiğin bu ölçüde yaygınlaşmasının temel nedeni aslında mühendislik açısından son derece başarılı bir malzeme olmasıdır. Plastik; hafif, dayanıklı, kolay şekillendirilebilir, düşük maliyetli, suya ve birçok kimyasala karşı dirençli ve çok farklı özelliklerde üretilebilir.


Tıp ve sağlık teknolojilerinden otomotiv sektörüne, elektrik-elektronik endüstrisinden yapı sektörüne, gıda güvenliğinden ulaşım sistemlerine kadar modern toplumun pek çok kritik alanında plastik vazgeçilmesi güç işlevler üstlenmektedir.


Dolayısıyla plastik sorununu yalnızca “plastik kullanmak veya kullanmamak” şeklinde değerlendirmek doğru değildir.


Asıl soru şudur:


Plastiği nerede gerçekten kullanmamız gerekiyor, nerede gereksiz yere kullanıyoruz ve kullandıktan sonra ona ne yapıyoruz?


Bu ayrım, sürdürülebilir plastik yönetiminin temelini oluşturmalıdır.


Sorun Plastik Değil, Kontrolsüz Plastik Döngüsüdür


Plastik kullanımının çevresel etkileri özellikle kısa ömürlü ve tek kullanımlık ürünlerde belirginleşmektedir. Dakikalar veya saatler boyunca kullanılan bir ürünün çevrede çok uzun süre kalabilmesi, doğrusal tüketim modelinin en çarpıcı örneklerinden biridir.


Bu nedenle atık yönetiminde öncelik yalnızca geri dönüşüm değildir. Esas yaklaşım atığın oluşmasını önlemek, mümkün değilse kullanımını azaltmak, ürünleri yeniden kullanmak ve bunların ardından geri dönüşüm ve diğer geri kazanım seçeneklerini değerlendirmektir.


Türkiye’deki Sıfır Atık Yönetmeliği de sıfır atığı; atık oluşumunun önlenmesi ve azaltılması, yeniden kullanıma öncelik verilmesi, oluşan atıkların kaynağında ayrı biriktirilmesi ve geri dönüşüm veya geri kazanım yoluyla bertarafa gönderilen miktarın azaltılması üzerine kurulu bir yaklaşım olarak tanımlamaktadır. (⁠Yalova Çevre ve Şehircilik Bakanlığı)


Bu hiyerarşinin önemli bir sonucu vardır:


Bir plastik ürünü hiç kullanmamak mümkünse önleme, tek kullanımlık yerine uzun ömürlü bir ürün kullanmak mümkünse azaltma ve yeniden kullanım, plastik atık haline geldiyse geri dönüşüm öncelikli yaklaşım olmalıdır.


Bu nedenle plastik kullanımı sonrasında geri dönüşüm artık yalnızca çevreye duyarlı insanların yaptığı gönüllü bir davranış olarak görülmemelidir. Kaynakların korunması, döngüsel ekonominin geliştirilmesi ve atıkların çevreye kontrolsüz biçimde yayılmasının önlenmesi açısından geri dönüşüm bir tercih değil, zorunluluktur.


Türkiye’nin Sıfır Atık Deneyimi, Plastik Kullanımını Azaltmak


Türkiye bu konuda önemli bir dönüşüm süreci yürütmektedir.


2017 yılında başlatılan Sıfır Atık Projesi, zaman içerisinde yalnızca bir farkındalık kampanyası olmaktan çıkarak kurumsal ve mevzuata dayalı bir atık yönetimi modeline dönüşmüştür. 12 Temmuz 2019 tarihinde yayımlanan Sıfır Atık Yönetmeliği ile sistemin kurulması, yaygınlaştırılması, izlenmesi ve belgelendirilmesine ilişkin hukuki ve teknik altyapı oluşturulmuştur. (⁠Yalova Çevre ve Şehircilik Bakanlığı)


Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığının 2026 yılında açıkladığı verilere göre Türkiye’nin geri kazanım oranı 2017 yılında yaklaşık %13 seviyesindeyken, 2024 yılında %36,08’e ve 2025 yılında %37,53’e yükselmiştir. Ülke genelinde 217 bin bina ve yerleşkede Sıfır Atık Yönetim Sistemi kurulmuş, yaklaşık 28 milyon kişiye eğitim verilmiştir. (⁠Çygm)


Daha önemlisi, proje başlangıcından 2025 yılı sonuna kadar yaklaşık 90 milyon ton geri kazanılabilir atık ekonomiye kazandırılmıştır. Bunun yaklaşık 10,2 milyon tonunu plastik atıklar oluşturmuştur. Bakanlık verilerine göre geri kazanılan atıkların ekonomiye sağladığı katkı yaklaşık 365 milyar TL düzeyine ulaşmıştır. (⁠Çevre ve Şehircilik Bakanlığı)


Bu rakamlar Sıfır Atık yaklaşımının yalnızca çevresel değil, aynı zamanda ekonomik bir kaynak verimliliği politikası olduğunu göstermektedir.


Ancak %37,53’lük geri kazanım oranı aynı zamanda daha gidilecek önemli bir mesafe bulunduğunu da ortaya koymaktadır. Türkiye, bu oranı 2035 yılında %60’a, 2053 yılında ise %70’e çıkarmayı hedeflemektedir. (⁠Çygm)


Dolayısıyla Sıfır Atık uygulamasının kamu kurumlarından özel sektöre, sanayi tesislerinden ofislere, okullardan üniversitelere, alışveriş merkezlerinden konutlara kadar çok daha geniş bir ölçekte yaygınlaştırılması gerekmektedir.


Plastik Poşet: Birkaç Dakikalık Kullanımın Uzun Süreli Çevresel Sonucu


Plastik sorununun en görünür örneklerinden biri alışveriş poşetleridir.


Plastik poşetler düşük ağırlıkları, yüksek adetlerde tüketilmeleri ve çoğunlukla çok kısa kullanım sürelerinin ardından atığa dönüşmeleri nedeniyle özellikle sorunlu bir ürün grubudur. Kontrolsüz şekilde çevreye bırakıldıklarında karasal ve sucul ekosistemlere taşınabilir, zaman içerisinde daha küçük plastik parçalarına ayrılabilir ve atık yönetim sistemleri üzerinde ilave yük oluşturabilirler.


Türkiye’de 1 Ocak 2019 tarihinde plastik poşetlerin ücretlendirilmesine başlanması bu nedenle önemli bir politika aracı olmuştur. Bakanlığın yayımladığı verilere göre uygulamanın ilk dönemlerinde plastik poşet kullanımında yaklaşık %75 oranında azalma sağlanmıştır. (⁠Çevre ve Şehircilik Bakanlığı) Bakanlığın 2025 tarihli kurumsal raporunda ise 2019-2024 döneminde ücretlendirme uygulaması sayesinde plastik poşet kaynaklı yaklaşık 1,81 milyon ton plastik atık oluşumunun önlendiği belirtilmektedir. (⁠Web Dosya)


Bu sonuç önemli bir gerçeği ortaya koymaktadır:


En başarılı atık, hiç oluşmayan atıktır.


Bu nedenle bez çanta, file, dayanıklı ve tekrar kullanılabilir taşıma ekipmanlarının tercih edilmesi basit fakat yüksek etkili bir davranış değişikliğidir. Nitekim plastik poşetlere ilişkin düzenlemeler de satış noktalarının kâğıt, bez, file ve benzeri çok kullanımlık alternatifleri tüketicilere sunabilmesine yönelik hükümler içermektedir. (⁠Web Dosya)


Her Kurumun Bir Geri Dönüşüm ve Sıfır Atık Planı Olmalıdır


Atık yönetiminin yalnızca bireylerin iyi niyetine bırakılması yeterli değildir. Kurumsal bir sistem kurulmadığında çalışanların atıkları ayrı toplaması bile beklenen çevresel sonucu yaratmayabilir.


Bu nedenle kamu veya özel sektör ayrımı yapılmaksızın her kurumun faaliyetlerinin ölçeğine uygun bir Atık Azaltma, Sıfır Atık ve Geri Dönüşüm Planı oluşturması gerekir.


Bu planın ilk amacı ne kadar atığın geri dönüştürüldüğünü hesaplamak değil, ne kadar atığın oluşmasının önlenebildiğini belirlemek olmalıdır.


Ardından kurum içerisinde oluşan plastik, kâğıt-karton, cam, metal, organik ve diğer atık akışları belirlenmeli; uygun toplama noktaları oluşturulmalı; atıklar kaynağında ayrılmalı; birbirleriyle karıştırılmadan geçici olarak depolanmalı ve mevzuata uygun toplama/geri kazanım sistemlerine aktarılmalıdır.


Sıfır Atık Yönetmeliği de sistem kuran bina ve yerleşkelere atık oluşumunun önlenmesi ve azaltılması, kişilerin atıklarını türlerine göre ayırmaya teşvik edilmesi, ayrı biriktirme altyapısının oluşturulması ve gerekli kumbara veya konteynerlerin sağlanması gibi yükümlülükler getirmektedir. Yönetmelik kapsamındaki EK-1’de tanımlanan bina ve yerleşkelerin ise belirlenen takvim doğrultusunda sıfır atık yönetim sistemini kurmaları zorunludur. (⁠Lexpera)


Mevzuata Göre Plastik Konusunda Ne Yapmalıyız?


Türkiye’deki Sıfır Atık Yönetmeliği, Atık Yönetimi Yönetmeliği ve plastik poşetlere ilişkin düzenlemeler birlikte değerlendirildiğinde uygulanması gereken yaklaşım birkaç temel ilkeye indirgenebilir:

  1. Plastik atık oluşumu önlenmelidir. Gereksiz ambalajlardan ve özellikle kısa ömürlü tek kullanımlık ürünlerden mümkün olduğunca kaçınılmalıdır.

  2. Plastik tüketimi azaltılmalıdır. Satın alma politikalarında daha az ambalajlı, yeniden kullanılabilir ve uzun ömürlü ürünlere öncelik verilmelidir.

  3. Yeniden kullanım teşvik edilmelidir. Tek kullanımlık taşıma ve saklama ürünleri yerine tekrar kullanılabilen alternatifler tercih edilmelidir.

  4. Plastik atıklar kaynağında ayrı biriktirilmelidir. Geri dönüştürülebilir plastiklerin diğer atıklarla kirlenmesi engellenmelidir.

  5. Toplama altyapısı kurulmalıdır. Kurum ve yerleşkelerde uygun atık toplama ekipmanları erişilebilir noktalara yerleştirilmelidir.

  6. Ayrı toplanan atıkların tekrar karışması önlenmelidir. Toplama, geçici depolama ve taşıma süreçleri sistemin bütünlüğünü koruyacak şekilde yürütülmelidir.

  7. Atıklar uygun geri kazanım sistemlerine yönlendirilmelidir. Atıkların çevre mevzuatına uygun biçimde yetkili toplama ve işleme kanallarına aktarılması sağlanmalıdır.

  8. Kurumlar sistemi ölçmeli ve geliştirmelidir. Oluşan plastik miktarı, geri kazanılan miktar ve önlenen atık miktarı düzenli olarak izlenmeli; çalışanlara eğitim verilmelidir.


Bu yaklaşım, geri dönüşüm kutularının ofis koridorlarına yerleştirilmesinden çok daha kapsamlıdır. Sıfır atık, esas itibarıyla satın alma kararından başlayıp ürünün kullanım ömrünün sonuna kadar devam eden bir malzeme yönetim sistemidir.


Peki, Plastiksiz Bir Gün Gerçekten Mümkün mü?


Ahmet Bey’in gününe yeniden dönelim.


Telefonunu kullanmayacak mı?


Bilgisayarından vaz mı geçecek?


Arabasındaki plastik parçaları mı çıkaracak?


Hastanelerdeki tıbbi ekipmanlarda plastik kullanılmayacak mı?


Elektrik kablolarının izolasyonu, yapı malzemeleri, otomobil parçaları veya gıdaların güvenli şekilde korunmasını sağlayan ambalajlar tamamen ortadan mı kaldırılacak?


Bugünün teknolojik ve ekonomik koşullarında tamamen plastiksiz bir yaşam gerçekçi görünmemektedir.


Fakat mesele zaten bu değildir.


Amaç plastiği hayatımızdan tamamen çıkarmak değil, gereksiz plastiği hayatımızdan çıkarmaktır.


  • Tek kullanımlık ürünleri azaltabiliriz.

  • Alışverişe tekrar kullanılabilir çantayla gidebiliriz.

  • Gereksiz ambalajlı ürünleri satın almayabiliriz.

  • Tekrar doldurulabilir ürünleri tercih edebiliriz.

  • Kurumlarımızda plastik tüketimini ölçebiliriz.

  • Satın alma politikalarımızı değiştirebiliriz.


Ve en önemlisi, kullanmak zorunda kaldığımız plastiklerin kullanım ömrü sona erdiğinde onları “çöp” olarak değil, yeniden ekonomiye kazandırılması gereken ikincil hammadde olarak görebiliriz.


Çünkü doğrusal ekonomi bize yıllarca şu modeli öğretti:


Al – kullan – at.


Sürdürülebilir ve döngüsel ekonomi ise farklı bir modeli gerektiriyor:


Önle – azalt – yeniden kullan – ayrı topla – geri dönüştür – yeniden üretime kazandır.


Ahmet Bey ertesi sabah uyandığında yine plastik telefonuna dokunacak, bilgisayarının plastik tuşlarına basacak ve gün boyunca onlarca plastik ürün kullanacaktır.


Ancak önemli bir fark yaratabilir.


Market alışverişine kendi çantasıyla gidebilir. Tek kullanımlık plastik şişe yerine tekrar kullanılabilir matara taşıyabilir. Gereksiz ambalajlı ürünleri tercih etmeyebilir. Evinde ve işyerinde plastik atıkları diğer atıklardan ayırabilir. Çalıştığı kurumun etkin bir sıfır atık sistemi kurmasını talep edebilir.


Milyonlarca Ahmet Bey aynı davranışı benimsediğinde ise bireysel tercih, toplumsal dönüşüme dönüşür.


Bu nedenle asıl soru belki de “Plastiksiz bir gün yaşayabilir miyiz?” değildir.


Asıl soru şudur:


Plastiği kullanıp attığımız doğrusal tüketim modelini daha ne kadar sürdürebiliriz?


Plastiği tamamen ortadan kaldırmamız mümkün olmayabilir.


Ama gereksiz plastik kullanımını azaltmak mümkündür.


Plastik atıkların doğaya ulaşmasını engellemek mümkündür.


Kullandığımız malzemeleri yeniden ekonomiye kazandırmak mümkündür.


Ve bunu yapabilecek teknik altyapıya, mevzuata ve Türkiye’de giderek gelişen bir Sıfır Atık sistemine sahibiz.


Bundan sonraki aşama, bu sistemi daha fazla binaya, işletmeye, kuruma, belediyeye ve haneye taşımaktır.


Çünkü plastik çağında sürdürülebilirliğin temel ilkelerinden biri artık son derece açıktır:


Kullanmak zorunda olduğumuz plastiği sorumlulukla kullanmak; kullanmak zorunda olmadığımız plastiği tüketmemek ve atık haline gelen plastiği yeniden ekonomik döngüye kazandırmak zorundayız.


 
 
 

Yorumlar


bottom of page