top of page

Gulf Stream ve AMOC Çöküşü Felaketi Geliyor

Küresel Isınma Dünya İklimini Daha da Kötü Etkileyecek

“Gulf Stream” olarak bilinen AMOC yani Atlantik Meridyonel Devir Dolaşımı’nın küresel iklim değişikliği nedeniyle çökebileceği Danimarkalı bilim insanları tarafından açıklandı. Peki bu olasılık gerçekleşirse dünyayı nasıl bir değişim bekliyor? Bu sorunun cevabı hiç de iç açıcı gözükmüyor.


Görsel Gulf Stream okyanus akıntısını göstermektedir. Dünya iklimini okyanus akıntıları oluşturur ve Gulf Stream dünyadaki en önemli iklim oluşturan akıntıdır.
Görsel Gulf Stream okyanus akıntısını göstermektedir. Dünya iklimini okyanus akıntıları oluşturur ve Gulf Stream dünyadaki en önemli iklim oluşturan akıntıdır.

Gulf Stream Nedir?

Dünya iklimini okyanus akıntıları oluşturur ve Gulf Stream dünyadaki en önemli iklim oluşturan akıntıdır. Körfez Akıntısı Gulf Stream, Kuzey Atlantik Akıntısı'nın bir parçası olan, Meksika Körfezi'nden başlayıp Birleşik Krallık'ın kuzeyine kadar devam eden bir sıcak su akıntısıdır.Kuzey Ekvator Akıntısı'nca beslenir. Avrupa'nın kuzeyindeki iklimi yumuşatarak yaşanabilir kılar. Gulf Stream olmaz ise Avrupa buzul çağını yaşar. Körfez akıntısı, yolculuğuna Meksika Körfezinden başladıktan sonra Kuzey Amerika'nın doğu kıyılarını takip ederek, Florida kıyılarına oradan da Newfoundland'a hareket eder. Akıntı bundan sonra Atlantik Okyanusu'nu geçer ve 30°D, 40°K dolaylarında ikiye ayrılır; bir kolu Avrupa'nın batı kıyılarına ulaşır, öteki ise Batı Afrika kıyılarına doğru hareket eder. Akıntı'nın Meksika Körfezi'ndeki hızı 3,5 knot (6,5 km/saat) olarak ölçülmüştür. Buradaki debisi 30 milyon metreküptür ki Mississippi nehrinin birkaç yüz katıdır. Hatteras Burnu'nda hızı 1 knot'a kadar düşer. Kıta sahanlığından akan akıntının sıcaklığı kıtanın sahilinden akan soğuk güney akıntısıyla Soğuk Duvar adı verilen yapıyı oluşturur. Burada akıntının derin mavi suları diğer sulardan rahatlıkla ayırt edilebilir. Körfez Akıntısı'nın en temel etkisi, Avrupa'nın kuzeybatısının ısınmasını sağlamasıdır. Coğrafî konumu düşünecek olursak, Kuzey Avrupa, Sibirya ile aynı enlemdedir. Ancak akıntı, Kuzey Avrupa'nın, özellikle de İngiltere'nin ikliminin ılıman ve nemli olmasını sağlamaktadır. Bölgede limon ve çeşitli astropik bitkilerin yetişebilmesinin nedeni de bu akıntıdır.


Gulf Stream Nasıl Çöküyor?

Dünya’nın iklim dengesini sağlayan “Gulf Stream” sıcak su akıntısının küresel iklim değişikliği nedeniyle çökebileceğine yönelik araştırma, tüm dünyada endişe yarattı. Danimarkalı uzmanlar, küresel sıcaklık ortalamasında 4.5 derecelik bir artış yaşanması halinde sistemin çökeceğine dikkat çekerek, bazı bölgelerde aşırı sıcaklıklar bazı bölgelerde ise buzul çağının yaşanabileceğini, aşırı kuraklığa bağlı tarımsal üretimin büyük darbe alacağını belirtiyor. Yeni bir araştırma, Avrupa’nın kuzeyindeki iklimi yumuşatarak yaşanabilir kılan Gulf Stream sıcak su akıntısının iklim değişikliği nedeniyle 2025’ten itibaren “her an” çökebileceğini ortaya koydu.


Dünya’nın iklim dengesini sağlayan “Gulf Stream” sıcak su akıntısının küresel iklim değişikliği nedeniyle çökebileceğine yönelik araştırma, tüm dünyada endişe yaratmaktadır.
Dünya’nın iklim dengesini sağlayan “Gulf Stream” sıcak su akıntısının küresel iklim değişikliği nedeniyle çökebileceğine yönelik araştırma, tüm dünyada endişe yaratmaktadır.

“Nature Communications” dergisinde yayımlanan araştırma kapsamında Danimarka’daki Kopenhag Üniversitesi’nden bilim insanları, son 150 yılın okyanus sıcaklık verilerini yenilikçi istatistiksel araçlarla birleştirdi. Bunun sonucunda,mevcut sera gazı emisyonları devam ederse, Gulf Stream’in çökme olasılığının bu yüzyılın sonuna kadar “yüzde 95” olduğu tespit edildi. Uzmanlar, iklim değişikliğiyle mücadele için önemli bir adım atılmazsa büyük olasılıkla çöküşün 2057’de gerçekleşeceğini, ancak çöküşün iki yıl kadar erken bir tarihte meydana gelme ihtimalinin olduğunu da belirtti. Resmi olarak Atlantik Meridyonel Devir Dolaşımı (AMOC) olarak bilinen akıntı sisteminin, Meksika Körfezi’nden İngiltere’ye ılık su getiren itici güç olduğunu ve Batı Avrupa’da ılıman kışlardan sorumlu olduğunu belirten uzmanlar, bu sistemin çökmesinin dünyada yeni bir “buz devrini” başlatabileceğini söyledi.


Dünyada Küresel Isınmanın Önüne Geçmek Gerekiyor

Bilim insanlarına göre, sistemin çökmesi durumunda, Afrika, Karayipler ile Kolombiya, Peru ve Bolivya gibi Güney Amerika ülkelerinin çoğu aşırı sıcaklıklara maruz kalırken, Avrupa ise “donacak”. Çalışmayı yürüten ekipten Prof. Peter Ditlevsen, “Bence çok endişelenmeliyiz. Bu çok, çok büyük bir değişiklik olur. AMOC 12 bin yıldır hiç çökmedi” dedi.


Gulf Stream sıcak su akıntısı ortadan kalkarsa Avrupa soğuktan donacak ve tarım olumsuz etkilenecek.
Gulf Stream sıcak su akıntısı ortadan kalkarsa Avrupa soğuktan donacak ve tarım olumsuz etkilenecek.

Dünya Aç Kalacak ve Tarım ürünleri Yok Olacak

Gulf Stream sıcak su akıntısı ortadan kalkarsa Avrupa soğuktan donacak ve tarım olumsuz etkilenecek. hatta tarım ürünleri yetiştirilemeyecek. Böyle bir durumda İngiltere’nin olduğu bölgede çok aşırı bir soğuma meydana gelecek. Bu aşırı soğuma bölgedeki tarımsal ürünler üzerinde çok olumsuz etkili olacak. Bir çok ürün yetişemeyecek. Artan dünya nüfusu beslenemeyecek. Dolayısıyla iklim değişikliği dünyadaki en önemli problem. Dünya genelinde sıcaklık artmaya devam ederken dünyada bazı bölgelerde daha soğuk ve kurak bir dünya bizleri bekliyor.

Küresel ısınmanın bir sonucu olarak okyanus akıntılarının durmasının etkisiyle yeni bir buz devrinin tetiklenmesi, 2004 yapımı Hollywood filmi “Yarından Sonra”ya konu olmuştu.
Küresel ısınmanın bir sonucu olarak okyanus akıntılarının durmasının etkisiyle yeni bir buz devrinin tetiklenmesi, 2004 yapımı Hollywood filmi “Yarından Sonra”ya konu olmuştu.

Filimlere Konu Olmuştu

Hollywood konuyu ele almış ve film yapmıştı. AMOC, 115 bin ila 12 bin yıl önce meydana gelen buzul çağları döngüsünde tekrar tekrar çökerek yeniden başlamıştı. Bazı uzmanlar ise sistemin ne zaman çökeceği konusunda şüphelerinin bulunduğunu, derin analizlerin yapılması gerektiğini ifade ettiler. Küresel ısınmanın bir sonucu olarak okyanus akıntılarının durmasının etkisiyle yeni bir buz devrinin tetiklenmesi, 2004 yapımı Hollywood filmi “Yarından Sonra”ya konu olmuştu. Bilim insanları, Gulf Stream çökerse, Batı Avrupa’ya çok daha az ısı ulaşacağını ve bölgenin “Yarından Sonra” filminde tasvir edilen türden “çok şiddetli kışlara” sürükleneceğini öngörüyor. Başka bir çöküş durumunda, Avrupa’da sadece kışlar çok daha soğuk olmayacak, aynı zamanda yaz kuraklıkları, fırtınalar ve sıcak hava dalgaları da muhtemelen daha yaygın hale gelecek.


Gulf Stream ve AMOC: Atlantik Okyanusu’nun Dolaşımı Çökerse Avrupa, Türkiye ve Dünya Nasıl Etkilenir?

Atlantik Okyanusu’nun derinliklerinde gerçekleşen devasa su dolaşımı, Avrupa’nın ikliminden küresel yağış sistemlerine kadar pek çok doğal süreci etkiliyor. Bilim insanları, küresel ısınmanın bu dolaşımı zayıflattığını ve kritik bir eşiğin aşılması durumunda büyük ölçekli iklim değişikliklerinin yaşanabileceğini araştırıyor. Peki AMOC gerçekten çökebilir mi? Böyle bir gelişme Avrupa’yı, Türkiye’yi ve yaşadığımız şehirleri nasıl etkileyebilir?


1. Atlantik Okyanusu’nda Neler Oluyor?

Dünya iklim sistemi yalnızca atmosferden oluşmaz. Okyanuslar, atmosfer, buzullar, kara yüzeyleri ve canlı ekosistemleri arasında gerçekleşen karmaşık etkileşimler, gezegenimizin iklimini şekillendirir.


Bu sistemin en önemli bileşenlerinden biri, Atlantik Okyanusu boyunca büyük miktarda ısı, tuz ve su taşıyan Atlantik Meridyonel Devrilme Dolaşımı’dır (Atlantic Meridional Overturning Circulation – AMOC).


AMOC, tropikal bölgelerdeki sıcak suların kuzeye taşınmasına, yüksek enlemlerde soğuyan suların derinlere inmesine ve derin okyanus akıntılarıyla güneye dönmesine katkıda bulunur.

Bu dolaşım, özellikle Kuzey Atlantik çevresindeki iklim koşullarını önemli ölçüde etkiler.

Ancak küresel iklim değişikliği, okyanusların sıcaklığını, tuzluluğunu ve yoğunluk yapısını değiştirmektedir. Bu değişikliklerin AMOC’nin gücünü azaltabileceği uzun süredir bilinmektedir.


2023 yılında Kopenhag Üniversitesi’nden Peter Ditlevsen ve Susanne Ditlevsen tarafından yayımlanan bir araştırma, AMOC’nin beklenenden daha erken kritik bir geçiş yaşayabileceğini öne sürdü.


Araştırmacılar, kullandıkları istatistiksel yöntem ve varsayımlar altında AMOC’nin 21. yüzyılın ortalarında çökebileceği sonucuna ulaştı (Ditlevsen & Ditlevsen, 2023).

Bu çalışma, küresel iklim sistemindeki kritik eşikler konusunu yeniden bilim dünyasının gündemine taşıdı.


Ancak sonraki araştırmalar farklı sonuçlar ortaya koydu. 2025 yılında yayımlanan kapsamlı bir iklim modeli araştırması, AMOC’nin 21. yüzyıl boyunca önemli ölçüde zayıflayabileceğini ancak tamamen çökmesinin önceki bazı çalışmalarda öngörüldüğünden daha düşük olasılıklı olduğunu bildirdi (Baker et al., 2025).


Buna karşılık 2025 ve 2026 yıllarında yayımlanan başka araştırmalar, özellikle uzun dönemli yüksek emisyon senaryolarında ve hızlı iklim değişikliği koşullarında çöküş riskinin devam ettiğini gösterdi. Dolayısıyla bilimsel tartışmanın merkezinde artık yalnızca AMOC’nin zayıflayıp zayıflamayacağı değil, bu zayıflamanın hangi koşullarda geri döndürülemez bir dönüşüme yol açabileceği sorusu bulunmaktadır.


2. Gulf Stream ve AMOC Nedir? Aralarındaki Fark Neden Önemlidir?

Gulf Stream ve AMOC kavramları, kamuoyunda sıklıkla birbirlerinin yerine kullanılmaktadır.

Oysa bu iki kavram aynı fiziksel sistemi tanımlamaz.


Gulf Stream: Atlantik’in güçlü sıcak su akıntısı

Gulf Stream, Kuzey Atlantik’in batı kesiminde bulunan güçlü bir okyanus akıntısıdır.

Florida Boğazı’ndan geçerek Kuzey Amerika’nın doğu kıyıları boyunca kuzeye ilerler ve daha sonra açık Atlantik’e yönelir.

Bu akıntı, tropikal ve subtropikal bölgelerdeki sıcak suların daha yüksek enlemlere taşınmasında önemli rol oynar.

Gulf Stream’in hareketi büyük ölçüde rüzgârların oluşturduğu okyanus dolaşımı, Dünya’nın dönüşü ve okyanus havzasının fiziksel özellikleriyle ilişkilidir.

Bu nedenle AMOC’nin ciddi biçimde zayıflaması, Gulf Stream’in bütünüyle duracağı anlamına gelmez.


AMOC: Okyanusun üç boyutlu dolaşım sistemi

AMOC ise yüzeyden derin okyanusa kadar uzanan çok daha geniş ölçekli bir dolaşım sistemidir.

Bu sistemin temel işleyişi dört aşamada açıklanabilir.

Birinci aşama: Sıcak suların kuzeye taşınması

Tropikal Atlantik’teki görece sıcak ve tuzlu sular kuzeye doğru hareket eder.

İkinci aşama: Okyanus sularının soğuması

Kuzey Atlantik’e ulaşan sular atmosfere ısı kaybeder.

Üçüncü aşama: Yoğunluk artışı ve derin su oluşumu

Soğuma ve tuzluluk koşullarının etkisiyle bazı bölgelerde suyun yoğunluğu artar. Özellikle Labrador, İrminger ve Kuzey Avrupa denizleri çevresindeki süreçler derin su oluşumunda önemlidir.

Dördüncü aşama: Derin suların güneye hareketi

Oluşan derin su kütleleri Atlantik’in derinliklerinde güneye doğru taşınır.

Bu dolaşım, okyanus havzaları arasındaki daha geniş küresel dolaşım sistemiyle bağlantılıdır.


AMOC’nin işleyişi yalnızca sıcaklık ve tuzluluk farklarıyla açıklanamaz. Rüzgârlar, okyanusların geometrisi, karışım süreçleri ve Güney Okyanusu’ndaki su hareketleri de sistemin önemli bileşenleridir.


AMOC neden Avrupa’nın iklimini etkiler?

AMOC, Atlantik üzerinden kuzeye doğru büyük miktarda ısı taşır. Bu ısının bir bölümü okyanus yüzeyinden atmosfere aktarılır. Batı Avrupa’nın iklimi, Atlantik’ten gelen hava kütleleri, hâkim batı rüzgârları ve okyanus-atmosfer etkileşimleri nedeniyle bu süreçlerden etkilenir. AMOC’nin zayıflaması, Kuzey Atlantik’e taşınan ısı miktarını azaltarak bölgesel sıcaklık ve atmosferik dolaşım koşullarını değiştirebilir. Ancak Avrupa’nın iklimi yalnızca AMOC tarafından belirlenmediğinden, dolaşımdaki bir değişimin etkisi diğer iklim süreçleriyle birlikte değerlendirilmelidir.


Atlantik Okyanusu’nda sıcak yüzey sularının kuzeye, soğuk derin suların güneye taşınmasını gösteren kavramsal AMOC dolaşım şeması.
Atlantik Okyanusu’nda sıcak yüzey sularının kuzeye, soğuk derin suların güneye taşınmasını gösteren kavramsal AMOC dolaşım şeması.

3. Bilim İnsanları Neden Endişeleniyor?

Küresel ısınma okyanus dolaşımını nasıl etkiliyor?

  • İnsan faaliyetlerinden kaynaklanan sera gazı emisyonları, atmosferin ve okyanusların enerji dengesini değiştirmektedir.

  • Okyanuslar, küresel ısınma sonucunda ortaya çıkan fazla ısının büyük bölümünü depolamaktadır.

  • Deniz suyu sıcaklığındaki artış, okyanusun yoğunluk yapısını ve dikey karışım süreçlerini etkiler.

  • Bunun yanında Grönland buz tabakasının erimesi ve yüksek enlemlerdeki yağış değişimleri, Kuzey Atlantik’in tatlı su dengesini değiştirebilir.

  • Tatlı su girdisi, diğer koşullar aynı kaldığında deniz suyunun tuzluluğunu ve yoğunluğunu azaltır.

  • Bu durum, belirli bölgelerde yüzey sularının derinlere batmasını zorlaştırabilir.

  • Derin su oluşumundaki azalma, AMOC’nin zayıflamasına katkıda bulunabilir.

Ancak bu süreç doğrusal ve tek yönlü değildir. Okyanus-atmosfer etkileşimleri, tuz taşınımı ve diğer geri besleme mekanizmaları sistemin tepkisini değiştirebilir.


Kritik eşik nedir?

İklim biliminde kritik eşik veya tipping point, bir sistemin belirli koşullarda mevcut durumundan farklı bir denge durumuna geçebileceği sınırı ifade eder.

Bu tür geçişlerde küçük bir ilave zorlanma, sistemin davranışında büyük bir değişikliğe yol açabilir.


AMOC açısından önemli endişe, dolaşımın belirli bir düzeyin altına düşmesi durumunda kendi kendini güçlendiren geri beslemelerin devreye girebilmesidir. Örneğin AMOC’nin zayıflaması, kuzeye taşınan tuz miktarını azaltabilir. Kuzey Atlantik’teki tuzluluğun azalması ise derin su oluşumunu daha da zorlaştırabilir. Böylece başlangıçtaki zayıflamayı güçlendiren bir mekanizma ortaya çıkabilir. Ancak bu geri beslemenin gerçek iklim sisteminde hangi koşullarda kritik bir geçiş oluşturacağı kesin olarak bilinmemektedir. 2026 yılında yayımlanan yeni bir araştırma, bu konuda önemli bir sonuca ulaşmıştır. Van Westen, Börner ve Dijkstra (2026), AMOC’nin kararlılığının yalnızca küresel sıcaklığın ulaştığı düzeye değil, iklim sistemine uygulanan zorlamanın değişim hızına da bağlı olabileceğini göstermiştir.


Araştırmacıların model deneylerinde, daha yavaş karbondioksit artışı altında dolaşım yüksek sıcaklık düzeylerinde kararlılığını koruyabilirken, daha hızlı zorlanma koşullarında daha düşük sıcaklık düzeylerinde çöküş meydana gelmiştir. Bu bulgu, küresel ısınmanın hızını sınırlandırmanın AMOC üzerindeki riskleri azaltmak açısından da önemli olabileceğine işaret etmektedir. Bununla birlikte söz konusu sonuçlar model deneylerinden elde edilmiştir; gerçek dünyada kesin bir çöküş sıcaklığı belirlenmiş değildir.


4. AMOC Gerçekten Zayıflıyor mu?

AMOC’nin geleceğini değerlendirmek için önce geçmişte ve günümüzde nasıl değiştiğini anlamak gerekir. Bilim insanları bu amaçla doğrudan okyanus ölçümlerinden uydu gözlemlerine, tarihsel iklim kayıtlarından bilgisayar modellerine kadar farklı yöntemler kullanmaktadır.


RAPID gözlem sistemi ne söylüyor?

AMOC’nin doğrudan izlenmesinde en önemli bilimsel altyapılardan biri RAPID gözlem programıdır. 2004 yılında başlayan program, yaklaşık 26,5° kuzey enleminde okyanus boyunca gerçekleştirilen ölçümlerle AMOC’nin gücünü izlemektedir. Ölçümler, dolaşımın zaman içinde önemli dalgalanmalar gösterdiğini ortaya koymuştur. 2025 yılında yayımlanan güncel değerlendirmede, yaklaşık yirmi yıllık gözlem döneminde AMOC’nin ortalama zayıflama eğilimi on yılda yaklaşık 0,9 ± 0,7 Sverdrup olarak bildirilmiştir (National Oceanography Centre, 2025). Bir Sverdrup, saniyede bir milyon metreküp su taşınımına karşılık gelir. Bu ölçüm, dolaşımın zayıflama eğilimi gösterdiğine ilişkin önemli bir gözlemsel bulgudur. Ancak araştırmacılar, mevcut gözlem süresinin doğal uzun dönemli değişkenlik ile insan kaynaklı iklim değişikliğinin etkilerini kesin biçimde ayrıştırmak için yeterli olmadığını vurgulamaktadır. Bu nedenle gözlem programının daha uzun süre devam etmesi önemlidir.


Tarihsel kayıtlar ne gösteriyor?

AMOC’nin geçmişteki davranışını anlamak için doğrudan ölçümlerin ötesine geçmek gerekir. Bilim insanları bu amaçla deniz yüzeyi sıcaklıkları, okyanus tortulları ve diğer paleoklimatolojik göstergeleri kullanmaktadır. Bu kayıtlar, geçmiş iklim dönemlerinde Atlantik dolaşımında önemli değişimler yaşandığını göstermektedir. Ancak dolaylı göstergeler AMOC’nin gücünü doğrudan ölçmez. Örneğin Kuzey Atlantik’teki belirli bir deniz yüzeyi sıcaklığı değişimi, AMOC’nin yanı sıra atmosferik dolaşım veya diğer okyanus süreçlerinden de etkilenebilir. Bu nedenle tarihsel yeniden yapılandırmaların sonuçları, kullanılan göstergelere ve yöntemlere duyarlıdır.


Ölçümler çöküşün yaklaştığını kanıtlıyor mu?

Hayır. Mevcut doğrudan gözlemler, AMOC’nin değiştiğini ve zayıflama eğilimi gösterdiğini ortaya koymaktadır. Ancak bu veriler tek başına sistemin belirli bir tarihte çökeceğini kanıtlamaz. Özellikle birkaç on yıllık ölçüm serilerinden yüzyıllık iklim süreçlerine ilişkin kesin sonuçlar çıkarmak bilimsel açıdan güçtür. Bu nedenle AMOC’nin geleceği, gözlemler ve iklim modelleri birlikte değerlendirilerek araştırılmaktadır.


Şekil 2. RAPID gözlem programının yayımladığı uzun dönemli AMOC eğiliminin bilimsel belirsizlikleriyle birlikte gösterimi. Grafik, çöküş tarihi tahmini olarak yorumlanmamalıdır.
Şekil 2. RAPID gözlem programının yayımladığı uzun dönemli AMOC eğiliminin bilimsel belirsizlikleriyle birlikte gösterimi. Grafik, çöküş tarihi tahmini olarak yorumlanmamalıdır.

5. AMOC Çökecek mi? Bilimsel Araştırmalar Neden Farklı Sonuçlara Ulaşıyor?

AMOC konusunda son yıllarda yayımlanan çalışmalar, iklim bilimindeki belirsizliklerin nasıl değerlendirilmesi gerektiğine ilişkin önemli bir örnek oluşturmaktadır.


2023: Ditlevsen araştırması

Peter Ditlevsen ve Susanne Ditlevsen, 2023 yılında Nature Communications dergisinde yayımlanan çalışmalarında, AMOC’nin kritik bir geçişe yaklaşıyor olabileceğini araştırdı.

Araştırmacılar, Kuzey Atlantik deniz yüzeyi sıcaklıklarından türetilmiş bir gösterge üzerinde istatistiksel erken uyarı yöntemleri uyguladı. Bu yöntemler, sistemin kararlılığının azalması durumunda bazı istatistiksel özelliklerin değişebileceği varsayımına dayanmaktadır. Çalışma, kullanılan varsayımlar altında 21. yüzyıl ortalarında bir çöküş olasılığına işaret etti.

Ancak araştırmanın önemli sınırlılıkları bulunmaktadır. Öncelikle kullanılan veri, AMOC’nin doğrudan ölçümü değildir. Ayrıca sonuçlar, istatistiksel modelin yapısına, kullanılan göstergelere ve gelecekteki zorlanmanın nasıl gelişeceğine ilişkin varsayımlara bağlıdır.

Bu nedenle araştırma, AMOC’nin kesin olarak belirli bir yılda çökeceğini göstermemektedir.


2024: Fiziksel modelde çöküşün incelenmesi

van Westen, Kliphuis ve Dijkstra (2024), Science Advances dergisinde yayımlanan araştırmalarında farklı bir yaklaşım kullandı. Araştırmacılar, karmaşık bir iklim modeli içerisinde tatlı su zorlaması uygulayarak AMOC’nin kritik bir geçiş yaşamasını inceledi.

Model deneyinde AMOC’nin çökmesiyle birlikte Kuzey Atlantik ve Avrupa ikliminde önemli değişiklikler meydana geldi. Araştırma ayrıca Atlantik’in güney sınırındaki tatlı su taşınımına dayanan fiziksel bir erken uyarı göstergesi önerdi. Bu çalışma, AMOC’nin belirli koşullarda ani ve büyük ölçekli bir dönüşüm yaşayabileceğini göstermesi açısından önemlidir. Ancak deneyde kullanılan zorlamanın gerçek dünyada aynı biçimde gerçekleşeceği varsayılamaz. Dolayısıyla çalışma, fiziksel bir çöküş mekanizmasını ortaya koymakta; kesin bir çöküş tarihi belirlememektedir.


2025: AMOC sanılandan daha dayanıklı olabilir mi?

Baker ve arkadaşları (2025), Nature dergisinde yayımlanan araştırmalarında 34 iklim modelini değerlendirdi. Araştırmacılar, Güney Okyanusu’ndaki rüzgâr kaynaklı yükselim hareketlerinin Atlantik dolaşımının belirli bir düzeyde devam etmesini sağlayan önemli bir mekanizma olabileceğini gösterdi. İncelenen modellerde AMOC ciddi biçimde zayıflayabilmesine rağmen tamamen ortadan kalkmadı. Araştırmacılar, bu bulguların 21. yüzyıl içinde tam çöküş olasılığının düşük olabileceğini desteklediğini belirtti. Ancak burada önemli bir ayrım bulunmaktadır: Tam çöküşün gerçekleşmemesi, AMOC’nin zayıflamasının iklim açısından önemsiz olduğu anlamına gelmez. Dolaşımın önemli ölçüde zayıflaması bile bölgesel iklim, okyanus ekosistemleri ve su döngüsü üzerinde ciddi sonuçlar yaratabilir.


2025: 2100 yılından sonra çöküş riski

Drijfhout ve arkadaşları (2025), 2100 yılının ötesine uzanan iklim modeli simülasyonlarını değerlendirdi. Araştırma, özellikle yüksek emisyon senaryolarında Kuzey Atlantik’teki derin su oluşumunun ciddi biçimde zayıflayabileceğini ve bazı modellerde 2100 sonrasında kuzey Atlantik devrilme dolaşımının çok zayıf bir duruma geçebileceğini ortaya koydu. Bu sonuçlar, yalnızca 2100 yılına kadar yapılan değerlendirmelerin uzun dönemli riskleri tam olarak yansıtmayabileceğini göstermektedir. Ancak araştırmadaki model oranları, gerçek dünyadaki çöküş olasılığının doğrudan yüzdesel tahminleri olarak yorumlanmamalıdır.


2026: Yeni bilimsel yaklaşım

Van Westen ve arkadaşlarının Ağustos 2026’da yayımlanan araştırması, tartışmaya yeni bir boyut ekledi. Çalışma, AMOC’nin kritik geçiş riskinin yalnızca küresel sıcaklık düzeyine değil, iklim zorlamasının artış hızına da bağlı olabileceğini gösterdi. Bu sonuç, sera gazı emisyonlarının azaltılmasının yalnızca nihai sıcaklık artışını sınırlamak açısından değil, iklim sisteminin değişim hızını kontrol etmek açısından da önemli olduğunu düşündürmektedir.


Bilimsel çalışmaların ortak sonucu nedir?

Araştırmaların sonuçları farklı olmakla birlikte önemli bir ortak nokta bulunmaktadır:

Küresel ısınma koşullarında AMOC’nin zayıflaması güçlü biçimde beklenmektedir.

Buna karşılık tam çöküşün gerçekleşip gerçekleşmeyeceği, ne zaman meydana gelebileceği ve hangi fiziksel mekanizmaların belirleyici olacağı konusunda belirsizlikler sürmektedir. IPCC’nin Altıncı Değerlendirme Raporu, AMOC’nin 21. yüzyıl boyunca zayıflamasını çok olası olarak değerlendirmektedir. Aynı rapor, 2100 yılından önce ani bir çöküş yaşanmayacağı yönündeki değerlendirmesine orta düzeyde güven atfetmiştir.

Bu ifade, çöküşün imkânsız olduğu anlamına gelmez. Bilimsel olarak doğru yaklaşım, AMOC’yi olasılığı ve zamanı belirsiz ancak etkileri büyük olabilecek bir iklim riski olarak değerlendirmektir.


6. AMOC Çökerse Avrupa’nın İklimi Nasıl Değişebilir?

AMOC’nin ciddi ölçüde zayıflaması veya çökmesi durumunda en belirgin iklim etkilerinin Kuzey Atlantik çevresinde ortaya çıkması beklenmektedir.


Kuzeybatı Avrupa’da soğuma riski

AMOC’nin zayıflaması, tropikal Atlantik’ten kuzeye taşınan ısı miktarını azaltabilir.

Bu durum özellikle Kuzey Atlantik çevresinde ve Kuzeybatı Avrupa’da soğutucu bir etki oluşturabilir. Ancak bu sonuç dikkatle yorumlanmalıdır. Dünya genelinde sera gazı kaynaklı ısınma devam ederken AMOC’nin zayıflaması, bölgesel ısınmayı azaltabilir veya bazı koşullarda net soğumaya neden olabilir. Net sonuç, küresel ısınmanın büyüklüğüne, AMOC’nin ne kadar zayıfladığına ve değişimin hangi dönemde gerçekleştiğine bağlıdır. Dolayısıyla Avrupa’nın tamamının aynı anda ve aynı ölçüde soğuyacağını söylemek doğru değildir.


Kış koşulları değişebilir

AMOC’deki büyük değişimler, Kuzey Atlantik üzerindeki atmosferik sıcaklık farklarını ve dolaşım sistemlerini etkileyebilir. Bu değişimler Avrupa’daki kış koşullarının yeniden şekillenmesine neden olabilir. Bazı iklim modeli deneyleri, Kuzeybatı Avrupa’da daha soğuk kış koşulları ve belirli bölgelerde daha güçlü sıcaklık değişimleri ortaya koymaktadır.

Ancak bunlar senaryoya bağlı sonuçlardır. Gerçek dünyadaki gelecekteki sıcaklık değişimlerinin büyüklüğü kesin olarak bilinmemektedir.


Yağış rejimleri ve su döngüsü

AMOC’nin değişmesi yalnızca sıcaklıkları etkilemez. Atlantik’teki deniz yüzeyi sıcaklığı dağılımının değişmesi, atmosferik nem taşınımını ve yağış sistemlerini etkileyebilir. IPCC, AMOC’nin ani çöküşünün gerçekleşmesi durumunda Avrupa’da kuraklaşma, tropikal yağış kuşağında güneye kayma ve bazı muson sistemlerinde değişimler meydana gelebileceğini değerlendirmektedir. Ancak etkilerin coğrafi dağılımı, mevsimselliği ve büyüklüğü farklı modeller arasında değişmektedir.


Deniz seviyesi üzerindeki etkiler

AMOC’nin zayıflaması, Atlantik’teki okyanus dinamiklerini ve bölgesel deniz seviyesi dağılımını değiştirebilir. Özellikle Kuzey Amerika’nın Atlantik kıyıları açısından dinamik deniz seviyesi değişimleri önemli bir araştırma konusudur. Avrupa kıyılarında da bölgesel etkiler oluşabilir. Ancak bu değişimler, küresel ortalama deniz seviyesi yükselmesinden farklı bir mekanizmayla gerçekleşir. Kıyı planlamasında iki etki birlikte değerlendirilmelidir.


AMOC’nin zayıflaması durumunda Avrupa’da olası iklim koşulları
Şekil 3. AMOC’nin ciddi ölçüde zayıflaması durumunda Kuzeybatı Avrupa’da ortaya çıkabilecek iklim değişimlerini kavramsal olarak temsil eden görsel. Kesin bir gelecek tahmini değildir.

7. Türkiye AMOC’nin Çöküşünden Nasıl Etkilenebilir?

Türkiye, Kuzey Atlantik’ten coğrafi olarak uzakta bulunmasına rağmen Avrupa, Akdeniz ve Batı Asya iklim sistemleriyle bağlantılıdır. Bu nedenle AMOC’deki büyük ölçekli değişimlerin Türkiye üzerinde dolaylı etkiler oluşturması mümkündür. Ancak burada önemli bir bilimsel sınırlılık bulunmaktadır: AMOC’nin tamamen çökmesi durumunda Türkiye’nin sıcaklık ve yağış rejimlerinin nasıl değişeceğini yüksek güven düzeyiyle ortaya koyan, ülke ölçeğinde yeterli sayıda araştırma bulunmamaktadır. Bu nedenle Türkiye açısından olası etkiler, doğrudan doğrulanmış sonuçlar ile bilimsel olarak makul etki mekanizmaları ayrılarak değerlendirilmelidir.


Türkiye’nin sıcaklıkları

Türkiye, iklim değişikliğinden önemli ölçüde etkilenen Akdeniz havzasında yer almaktadır.

IPCC değerlendirmeleri, Akdeniz bölgesinde sıcaklık artışlarının ve aşırı sıcak olaylarının önemli iklim riskleri oluşturduğunu göstermektedir. AMOC’nin zayıflaması, Avrupa ve Kuzey Atlantik üzerindeki atmosferik dolaşımı değiştirerek Türkiye’ye ulaşan hava kütlelerini dolaylı biçimde etkileyebilir. Ancak bu durum Türkiye’de mutlaka soğuma yaşanacağı anlamına gelmez. Türkiye’nin gelecekteki sıcaklıkları üzerinde sera gazı kaynaklı küresel ısınma güçlü bir belirleyici olmaya devam edecektir.


Yağış rejimleri ve kuraklık

Türkiye açısından en önemli araştırma konularından biri, AMOC değişimlerinin Akdeniz havzasındaki atmosferik dolaşımı ve yağış sistemlerini nasıl etkileyebileceğidir. Kuzey Atlantik’teki sıcaklık değişimleri, atmosferik basınç sistemlerini ve fırtına güzergâhlarını etkileyebilir. Bu değişimlerin Akdeniz’e ulaşan yağış sistemleri üzerinde dolaylı sonuçları olabilir. Ancak Türkiye’nin belirli bölgelerinde yağışların hangi oranda artacağı veya azalacağı konusunda güvenilir bir AMOC çöküş tahmini sunmak mevcut kanıtlarla mümkün değildir. Buna karşılık Türkiye’nin iklim değişikliği nedeniyle karşı karşıya olduğu kuraklık ve su stresi riskleri çok daha güçlü bilimsel kanıtlarla desteklenmektedir. Dolayısıyla AMOC’deki olası değişimler, mevcut iklim risklerine eklenebilecek bir belirsizlik olarak değerlendirilmelidir.


Su kaynakları ve tarım

Türkiye’de tarımsal üretim, yağış rejimlerine, sıcaklık koşullarına ve sulama suyu erişimine önemli ölçüde bağımlıdır. İklim değişikliği nedeniyle artan buharlaşma talebi, kuraklık ve su kıtlığı tarımsal üretim açısından önemli riskler oluşturmaktadır. AMOC’deki büyük değişimlerin atmosferik dolaşım üzerinden yağışları etkilemesi durumunda bu risklerin coğrafi dağılımı da değişebilir. Ancak bu olasılığın tarımsal üretim üzerindeki net etkisini belirlemek için Türkiye’ye özgü iklim ve tarım modellerine ihtiyaç bulunmaktadır.


Orman ekosistemleri

Sıcaklık, yağış ve toprak nemindeki değişimler orman ekosistemlerini etkileyebilir.

Özellikle Akdeniz ikliminin hâkim olduğu bölgelerde kuraklık, orman yangını riski ve ekosistemlerin dayanıklılığı önemli konulardır. AMOC’nin değişmesi durumunda ortaya çıkabilecek dolaylı iklim etkileri, bu risklerin gelecekteki dağılımını değiştirebilir. Ancak AMOC’nin çöküşünün Türkiye’deki orman yangınlarını doğrudan artıracağı veya azaltacağı yönünde kesin bir sonuç çıkarılamaz.


Enerji sistemleri

Türkiye’nin enerji talebi sıcaklık koşullarından etkilenmektedir. Daha sıcak yazlar soğutma talebini artırabilirken, daha soğuk kışlar ısıtma ihtiyacını yükseltebilir. Yağış ve akarsu rejimlerindeki değişimler hidroelektrik enerji üretimini de etkileyebilir. AMOC kaynaklı olası atmosferik dolaşım değişimleri bu sistemler açısından ilave belirsizlik oluşturabilir. Bu nedenle uzun ömürlü enerji altyapılarının planlanmasında farklı iklim senaryolarının değerlendirilmesi önemlidir.


Türkiye turizmi

Türkiye’nin turizm sektörü, mevsimsel sıcaklık koşullarına ve uluslararası seyahat talebine duyarlıdır. Avrupa’daki iklim koşullarının değişmesi, turistlerin seyahat tercihlerini ve turizm mevsimlerinin dağılımını etkileyebilir. Örneğin Kuzey Avrupa’daki sıcaklık koşullarında büyük değişiklikler meydana gelmesi, Akdeniz destinasyonlarına yönelik talebi dolaylı biçimde etkileyebilir. Ancak bu etkinin yönü ve büyüklüğü yalnızca iklim koşullarına bağlı değildir. Ekonomik büyüme, ulaşım maliyetleri, tüketici tercihleri ve turizm altyapısı da belirleyici olacaktır. Bu nedenle AMOC’nin Türkiye turizmine kesin olarak olumlu veya olumsuz etki yapacağını söylemek mümkün değildir.


8. Avrupa Ekonomisi ve Turizmi Nasıl Etkilenebilir?

AMOC’deki büyük ölçekli değişimlerin Avrupa ekonomisi üzerindeki etkileri, yalnızca sıcaklık değişimlerinden kaynaklanmayacaktır. Yağış rejimleri, tarımsal üretim koşulları, enerji talebi ve altyapı sistemleri de etkilenebilir.


Tarım ve gıda güvenliği

Avrupa’da tarımsal üretim, sıcaklık, yağış ve büyüme mevsiminin uzunluğuna bağlıdır.

AMOC’nin ciddi biçimde zayıflaması, bazı bölgelerde tarımsal üretim koşullarını değiştirebilir. Özellikle Kuzeybatı Avrupa’da büyüme mevsimi, don riski ve toprak nemi gibi değişkenler önem kazanabilir. Güney Avrupa’da ise su kıtlığı ve kuraklık riskleri belirleyici olmaya devam edecektir. Ancak tarımsal sonuçların büyüklüğü, iklim senaryosuna ve uyum önlemlerine bağlıdır.


Enerji talebi ve enerji güvenliği

Kış sıcaklıklarının düşmesi bazı bölgelerde ısıtma talebini artırabilir. Diğer bölgelerde ise küresel ısınmaya bağlı soğutma talebi artmaya devam edebilir. Rüzgâr, hidroelektrik ve güneş enerjisi üretimi de değişen meteorolojik koşullardan etkilenebilir. Bu nedenle enerji sistemlerinin gelecekteki iklim koşullarına dayanıklı biçimde planlanması önemlidir.


Turizm ve mevsimsel hareketlilik

Turizm sektörü, iklim değişikliklerine duyarlı ekonomik faaliyetlerden biridir. AMOC’deki büyük değişimler Avrupa’daki mevsimsel sıcaklık ve yağış koşullarını etkilerse turizm hareketlerinde değişiklikler meydana gelebilir. Kuzey Avrupa’daki kış turizmi, kıyı turizmi ve Akdeniz’deki yaz turizmi farklı biçimlerde etkilenebilir. Ancak bu etkilerin ekonomik büyüklüğünü güvenilir biçimde hesaplamak için iklim senaryolarının turizm talep modelleriyle birlikte değerlendirilmesi gerekir.


Altyapı ve sigortacılık

Değişen iklim koşulları, altyapıların tasarımında kullanılan tarihsel iklim verilerinin geleceği temsil etme gücünü azaltabilir. Özellikle uzun hizmet ömrüne sahip ulaşım, enerji, su ve kıyı altyapılarında bu konu önemlidir. Sigortacılık açısından da aşırı hava olaylarının sıklığı ve şiddetindeki değişimler risk değerlendirmelerini etkileyebilir. Ancak AMOC’nin çöküşüne özgü ekonomik kayıplar ile genel iklim değişikliğinin ekonomik maliyetleri birbirinden ayrılmalıdır.


9. Kentler Bu Risklere Nasıl Hazırlanmalı?

AMOC’nin geleceğine ilişkin bilimsel belirsizlikler, şehirlerin iklim değişikliğine uyum çalışmalarını ertelemek için gerekçe oluşturmaz. Aksine bu belirsizlikler, kentsel planlama ve altyapı yatırımlarında farklı iklim senaryolarının dikkate alınmasının önemini göstermektedir.


İklim dirençli şehircilik

Geleneksel şehir planlama yaklaşımları, çoğu zaman geçmiş iklim koşullarının gelecekte de benzer biçimde devam edeceği varsayımına dayanır. Ancak iklim değişikliği bu varsayımı giderek daha sorunlu hâle getirmektedir. Kentsel altyapılar, binalar ve açık alanlar uzun yıllar boyunca kullanılmaktadır. Bu nedenle yeni yatırımların yalnızca günümüzdeki koşullara değil, gelecekte ortaya çıkabilecek farklı iklim risklerine karşı da dayanıklı olması gerekir.


Kentsel ısı adası etkisi

Kentsel ısı adası, yapılaşmış alanların çevresindeki kırsal veya daha az yapılaşmış alanlara göre daha yüksek sıcaklıklara sahip olabilmesi durumudur. Bu etki; yüzey malzemeleri, yapı yoğunluğu, bitki örtüsü, gölgeleme ve insan faaliyetlerinden kaynaklanan ısı gibi faktörlerle ilişkilidir. AMOC’deki değişimlerin kentsel ısı adası etkisini doğrudan artıracağı veya azaltacağı söylenemez. Ancak değişen bölgesel sıcaklık koşulları, kentlerdeki termal konfor ve enerji ihtiyacı üzerinde etkili olabilir. Bu nedenle kentsel ısı adası azaltım stratejileri, farklı gelecek iklim senaryoları altında değerlendirilmelidir.


Doğa temelli çözümler

Kentlerde yeşil altyapının geliştirilmesi, uygun koşullarda sıcaklıkların azaltılması, yağmur suyunun yönetilmesi ve ekosistem hizmetlerinin güçlendirilmesi açısından fayda sağlayabilir.

Kent ağaçlandırması, yeşil koridorlar, geçirgen yüzeyler ve yağmur bahçeleri bu yaklaşımın örnekleridir. Ancak doğa temelli çözümler her iklim riskine karşı aynı ölçüde etkili değildir.

Uygulamaların yerel iklim, su kaynakları, bakım gereksinimleri ve ekolojik koşullar dikkate alınarak tasarlanması gerekir.


Bütünleşik su yönetimi

İklim değişikliğine uyum açısından en önemli kentsel stratejilerden biri bütünleşik su yönetimidir. Bu yaklaşım, içme suyu temini, yağmur suyu yönetimi, atık su sistemleri ve doğal su döngüsünü birlikte ele alır. Kuraklık ve aşırı yağış risklerinin birlikte değerlendirilmesi, özellikle Akdeniz kentleri açısından önemlidir. AMOC’nin gelecekteki etkileri belirsiz olsa bile, su kaynaklarının sürdürülebilir yönetimi güçlü bir uyum stratejisidir.


İklim senaryolarına dayalı planlama

Kentlerin geleceğe hazırlanmasında tek bir iklim tahminine dayanmak yeterli değildir. Farklı sera gazı emisyon senaryoları, sıcaklık değişimleri, yağış koşulları ve aşırı hava olayları birlikte değerlendirilmelidir. Özellikle büyük altyapı yatırımlarında düşük olasılıklı ancak yüksek etkili iklim olaylarının dikkate alınması önemlidir. Bu yaklaşım, iklim risk ve kırılganlık değerlendirmelerinin şehir planlama süreçlerine entegre edilmesini gerektirir.


ECOBUILD’in sürdürülebilir şehircilik yaklaşımı

ECOBUILD, sürdürülebilir şehircilik ve iklim değişikliğine uyum alanındaki çalışmalarında, kentlerin çevresel performansının ve iklim dayanıklılığının birlikte değerlendirilmesini esas almaktadır. İklim dirençli şehirlerin geliştirilmesi; kentsel iklim risklerinin belirlenmesini, doğa temelli çözümlerin uygulanmasını, bütünleşik su yönetimini ve sürdürülebilir altyapı planlamasını gerektirmektedir. AMOC gibi büyük ölçekli iklim sistemlerine ilişkin araştırmalar, yerel planlama kararlarının küresel iklim değişikliği bağlamında değerlendirilmesinin önemini ortaya koymaktadır.


10. Sonuç: Atlantik’in Geleceği Bize Ne Söylüyor?

Atlantik Meridyonel Devrilme Dolaşımı, dünya iklim sisteminin önemli bileşenlerinden biridir.

Bu dolaşımın geleceği, yalnızca okyanus bilimcileri açısından değil; iklim politikaları, ekonomik faaliyetler ve şehir planlama açısından da önem taşımaktadır. Güncel bilimsel araştırmalar üç temel sonuca işaret etmektedir.


Birincisi, AMOC’nin küresel ısınma nedeniyle zayıflaması güçlü biçimde beklenmektedir. Bu değerlendirme, IPCC raporları ve farklı iklim modeli araştırmaları tarafından desteklenmektedir.


İkincisi, AMOC’nin tamamen çöküp çökmeyeceği ve böyle bir gelişmenin ne zaman gerçekleşebileceği konusunda bilimsel belirsizlikler devam etmektedir.

Bazı araştırmalar kritik bir geçişin beklenenden erken gerçekleşebileceğine işaret ederken, diğerleri dolaşımın tamamen çökmesini engelleyebilecek fiziksel mekanizmalar bulunduğunu göstermektedir. 2026 yılında yayımlanan yeni araştırmalar, iklim değişikliğinin gerçekleşme hızının da sistemin kararlılığında önemli olabileceğini ortaya koymaktadır.


Üçüncüsü, AMOC’nin ciddi ölçüde zayıflaması veya çökmesi durumunda etkiler yalnızca Kuzey Atlantik ile sınırlı kalmayabilir. Avrupa’nın sıcaklık ve yağış koşulları, küresel su döngüsü, tarımsal üretim ve ekonomik faaliyetler üzerinde önemli değişimler meydana gelebilir. Türkiye açısından ise etkilerin büyüklüğü ve yönü konusunda daha fazla bölgesel araştırmaya ihtiyaç bulunmaktadır. Bütün bu bulgular, iklim değişikliğinin yalnızca ortalama sıcaklık artışından ibaret olmadığını göstermektedir. Küresel iklim sistemi, birbirine bağlı ve karmaşık fiziksel süreçlerden oluşmaktadır. Bu süreçlerden birinde meydana gelen büyük bir değişim, farklı coğrafyalarda beklenmedik sonuçlar oluşturabilir. Bu nedenle sera gazı emisyonlarının azaltılması kadar, şehirlerin ve altyapıların gelecekteki iklim koşullarına hazırlanması da önemlidir.


İklim dirençli kentler oluşturmak, yalnızca bugünün iklim sorunlarına çözüm üretmek değil, geleceğin belirsizliklerine karşı daha dayanıklı yaşam çevreleri geliştirmek anlamına gelmektedir. AMOC’nin geleceğine ilişkin bilimsel araştırmaların şehircilik açısından verdiği en önemli mesaj budur.


Kaynakça

  • Baker ve arkadaşları (2025). Continued Atlantic overturning circulation even under climate extremes. Nature. DOI: 10.1038/s41586-024-08544-0.

  • Ditlevsen, P., & Ditlevsen, S. (2023). Warning of a forthcoming collapse of the Atlantic meridional overturning circulation. Nature Communications, 14, Article 4254. DOI: 10.1038/s41467-023-39810-w.

  • Drijfhout, S., Angevaare, J. R., Mecking, J., van Westen, R. M., & Rahmstorf, S. (2025). Shutdown of northern Atlantic overturning after 2100 following deep mixing collapse in CMIP6 projections. Environmental Research Letters, 20(9), Article 094062. DOI: 10.1088/1748-9326/adfa3b.

  • Intergovernmental Panel on Climate Change. (2021). Climate change 2021: The physical science basis. Cambridge University Press.

  • ⁠IPCC AR6 fiziksel bilim raporu

  • Intergovernmental Panel on Climate Change. (2022). Climate change 2022: Impacts, adaptation and vulnerability. Cambridge University Press. ⁠Akdeniz Bölgesi değerlendirmesi

  • National Oceanography Centre. (2025, September 26). Tracking the AMOC: 20 years of data highlight need for ongoing observation. ⁠RAPID gözlem sonuçları

  • Van Westen, R. M., Börner, R., & Dijkstra, H. A. (2026). Failure to track a stable AMOC state under rapid climate change. Nature Climate Change, 16, 1195–1206. DOI: 10.1038/s41558-026-02730-w.

  • Van Westen, R. M., Kliphuis, M., & Dijkstra, H. A. (2024). Physics-based early warning signal shows that AMOC is on tipping course. Science Advances, 10(6), Article eadk1189. DOI: 10.1126/sciadv.adk1189.


Terimler Sözlüğü

Terim

Açıklama

AMOC

Atlantik Okyanusu’nda yüzey ve derin su hareketlerinden oluşan büyük ölçekli devrilme dolaşımı.

Gulf Stream

Kuzey Atlantik’te sıcak suları kuzeye taşıyan güçlü yüzey akıntısı.

Termohalin dolaşım

Deniz suyunun sıcaklık ve tuzluluğuna bağlı yoğunluk farklılıklarıyla ilişkili okyanus dolaşımı.

Derin su oluşumu

Yüzey sularının yoğunluk ve karışım süreçleri sonucunda derin okyanusa taşınması.

Okyanus tabakalaşması

Deniz suyunun yoğunluk farklılıklarına bağlı olarak dikey katmanlar oluşturması.

Kritik eşik

Bir sistemin farklı bir denge durumuna geçebileceği kritik koşul.

İklim modeli

Atmosfer, okyanus, kara ve buz sistemlerini matematiksel olarak temsil eden simülasyon sistemi.

Paleoklimatoloji

Geçmiş dönemlerin iklim koşullarını inceleyen bilim dalı.

Sverdrup

Okyanus hacim taşınımı birimi; 1 Sv = 1 milyon m³/s.

İklim dayanıklılığı

Bir sistemin iklim kaynaklı tehlikelere hazırlanma, uyum sağlama ve işlevlerini sürdürebilme kapasitesi.

Kısaltmalar

Kısaltma

Açıklama

AMOC

Atlantic Meridional Overturning Circulation

IPCC

Intergovernmental Panel on Climate Change

NOAA

National Oceanic and Atmospheric Administration

RAPID

Atlantik devrilme dolaşımını izleyen gözlem programı

CMIP6

Coupled Model Intercomparison Project Phase 6

Sv

Sverdrup

GHG

Greenhouse Gas

AR6

Sixth Assessment Report


 
 
 

Yorumlar


bottom of page